Konu Anlatımı / Ders Notu
11. Sınıf Hukukun Doğasına Yönelik Felsefi Problemler Konu Anlatımı
Hukukun gereği, kaynağı, ahlakla ilişkisi, doğal-pozitif hukuk, suç-ceza ilkeleri ve Rawls'un adalet anlayışını ayrıntılı açıklar.
Hukukun Doğasına Yönelik Felsefi Problemler
Hukuk yalnız yürürlükteki kuralların bilinmesiyle anlaşılmaz. Felsefe hukuka daha temel sorular yöneltir: İnsanlar neden hukuka ihtiyaç duyar? Hukukun kaynağı nedir? Bir kuralın yürürlükte olması onu adil yapmaya yeter mi? Hukuk ahlaktan bağımsız olabilir mi? Suç ile ceza arasındaki ilişki nasıl kurulmalıdır? Adalet yalnız kuralların herkese aynı biçimde uygulanması mıdır, yoksa farklı durumlarda hakkaniyet de gözetilmeli midir?
Kitap, hukukun doğasına ilişkin felsefi problemleri üç ana başlıkta ele alır:
- **Hukukun gereği ve önemi**
- **Hukukun kaynağı**
- **Ahlak-hukuk ilişkisi**
Bu üç problem, hukuk sisteminin niçin var olduğu, hangi temele dayandığı ve adaletle nasıl ilişki kurduğu sorularına yönelir.
1. Hukukun Gereği ve Önemi
Hukuk; insanların birlikte yaşamalarını mümkün kılan, toplumsal barışı ve düzeni sağlamaya çalışan ortak bir anlayış ve kavrayışın ürünüdür. Bireysel ve toplumsal düzeyde hak ile adaleti hedefleyen kurallar bütünü olarak düşünülebilir.
Hukuk kuralları:
- yazılı veya yazısız olabilir,
- birey-birey ilişkilerini,
- birey-devlet ilişkilerini,
- devlet-devlet ilişkilerini
düzenleyebilir.
Bu nedenle hukukun işlevi yalnız suç işlendikten sonra yaptırım uygulamak değildir. Hukuk aynı zamanda hakları güvence altına alır, toplumsal çatışmaları sınırlar, barış ve düzen için ortak bir zemin oluşturur.
Hak, Adalet ve Toplumsal Düzen
Hukukun temel amaçlarından biri haklı olanın korunmasıdır. Bir hukuk düzeni kimseye ayrıcalık tanımadan işlediğinde toplumsal güven güçlenir.
Kitap, hukukun sağladığı düzen ne kadar adil olursa toplum tarafından o kadar benimseneceğini ve korunacağını belirtir. Bu nedenle hukuk yalnız “düzen sağlamak” için değil, **adil bir düzen** kurmak için önemlidir.
Hukukun toplumsal işlevinde iki yön birlikte düşünülmelidir:
- **Düzen:** Birlikte yaşamın kurallı hâle gelmesi.
- **Adalet:** Kuralların haklı olanı koruyacak şekilde uygulanması.
Düzenin bulunması tek başına adaletin sağlandığı anlamına gelmez. Bu nedenle hukuk felsefesi “düzen var mı?” sorusunun yanında “bu düzen adil mi?” sorusunu da sorar.
Hukukun Evrensel ve Değişken Yönü
Kitaba göre hukuk kavramsal ve ilkesel olarak evrensel bir nitelik taşıyabilir; ancak hukukun içeriğini oluşturan kurallar kültürden kültüre değişebilir.
Montesquieu, farklı fiziksel ortamların farklı ihtiyaçlar ve yaşam biçimleri doğurduğunu; farklı hukuk sistemlerinin de bu yaşam biçimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkabildiğini belirtir.
Bu durum önemli bir ayrımı gösterir:
- Hak, adalet ve düzen gibi temel amaçlar genel nitelik taşıyabilir.
- Bu amaçlara ulaşmak için oluşturulan hukuk kuralları toplumlara ve dönemlere göre farklılaşabilir.
Tarihsel Hukuk Düzenlerinden Örnekler
Kitap, kanunların kim tarafından oluşturulduğunun tarih boyunca değiştiğini çeşitli örneklerle gösterir.
Antik Yunan
Antik Yunan'da farklı şehir devletleri bulunur ve hukuk yapıları birbirinden farklıdır. Atina'da kanunlar, bütün erkek yurttaşların katılabildiği halk meclisinde yapılır.
Çin
- yüzyıla kadar Çin medeniyetinde kanunların belirlenmesinde imparatorun belirleyici olduğu örneği verilir.
Orta Çağ Avrupa'sı
Kanunları kral ve kilisenin belirlediği örnekler görülür.
Osmanlı Devleti
Dinî ve örfi gelenek gözetilerek kanunlar padişah tarafından belirlenir ve Divân-ı Hümâyun'da düzenlenir.
Çağdaş Toplumlar
Çağdaş toplumlarda kanunların genellikle seçim yoluyla oluşturulan parlamentolar tarafından yapıldığı belirtilir. Halk tarafından seçilen temsilciler hukuk yapım sürecine katılır.
Bu örnekler, hukukun toplumsal ve siyasal örgütlenme biçimlerine göre farklı kurumsal yapılarda ortaya çıkabildiğini gösterir.
Hukuk Uygulaması Mekanik Değildir
Hukukun uygulanışı yalnızca kuralların otomatik biçimde uygulanması değildir. Kitap bunu **insani bir süreç** olarak değerlendirir.
Her olayın koşulları farklı olabilir. Bu nedenle:
- ölçülülük,
- hakkaniyet,
- somut durumun özellikleri
dikkate alınmalıdır.
Bir kuralın mekanik biçimde uygulanması, bazı durumlarda hukukun amaçladığı adaleti gerçekleştirmeyebilir.
Hukukun bir denge işi olduğu vurgulanır. Her iki tarafın da tam memnun edilmesi her zaman mümkün olmayabilir; asgari amaç toplumun ortak iyiliğine ulaşmaktır.
2. Hukukun Kaynağı Problemi
Hukuk felsefesinin en temel sorularından biri şudur:
**Hukuk nasıl doğmuştur ve kaynağı nedir?**
Kitap bu probleme iki temel yaklaşım üzerinden cevap verir:
- Doğal hukuk
- Pozitif hukuk
Doğal Hukuk
Doğal hukuk, hukukun kaynağını doğanın düzeninde ve evrensel ahlaki ilkelerde gören anlayıştır.
Doğal hukuk anlayışına göre:
- hukuk yalnız insan iradesinin ürünü değildir,
- ahlaki gerçeklikler akıl ve vicdan yoluyla keşfedilebilir,
- bu ilkeler insan eliyle oluşturulan yasalardan bağımsız olarak yol gösterici olabilir,
- hukuk evrensel ve değişmez bir temel taşıyabilir.
Kitaptaki bilgi kartlarında doğal hukukun:
- evrensel,
- değişmez,
- yazılı olmak zorunda olmayan,
- insanın üstün değerini içeren,
- akıl ve vicdana dayanan,
- Tanrı veya ilahi güçlerden gelen emirleri de kaynak kabul edebilen
bir anlayış olduğu belirtilir.
Pozitif Hukuk
Pozitif hukuk anlayışına göre hukukun kaynağı:
- insan iradesi,
- otorite,
- devlet tarafından yürürlüğe konulan kurallardır.
Pozitif hukukta bir kural, ahlaki içeriğinden bağımsız olarak devlet tarafından resmî biçimde yürürlüğe konulmasıyla hukuki geçerlilik kazanabilir.
Pozitif hukuk:
- belirli topluma özgü olabilir,
- zamanla değişebilir,
- yazılı hukuk kurallarını içerir,
- yazılı olmayan geleneksel normları da gözetebilir,
- ceza ve yaptırımlar içerebilir,
- toplumsal yaşamı düzenler.
Doğal ve Pozitif Hukuk Birbirini Dışlar mı?
Kitap günümüzde pozitif hukuk anlayışının güçlendiğini belirtir. Ancak bu durum doğal hukukun tamamen geçerliliğini yitirdiği anlamına gelmez.
Pozitif hukuk zorunlu olmamakla birlikte doğal hukuk ilkelerini temel alabilir. Bu nedenle iki anlayış tarih boyunca:
- karşı karşıya gelmiş,
- birbirini eleştirmiş,
- bazı durumlarda birbirini tamamlamıştır.
Magna Carta örneğinde kralın bile hukuk üstünde olmadığı ve temel hakların hiçbir güç tarafından çiğnenemeyeceği düşüncesi doğal hukukun meşru yönüne örnek olarak değerlendirilir.
Hukukun Kaynağına İlişkin Filozof Görüşleri
Aristoteles
Aristoteles'in hukuk anlayışı, doğal hukuk ile pozitif hukuku birlikte değerlendirmesi bakımından önemlidir.
Ona göre adalet yalnız yasaların katı biçimde uygulanması değildir. Somut durumlar dikkate alınmalıdır. **Hakkaniyet**, yasanın yetersiz kaldığı durumlarda devreye girerek adaletin daha dengeli ve insani biçimde gerçekleşmesine yardım eder.
İbn Haldun
İbn Haldun'a göre insan doğa karşısında yalnızdır ve ihtiyaçları onu topluma yöneltir. İnsanlar:
- güvenliklerini sağlamak,
- ihtiyaçlarını karşılamak
için birbirlerine bağlanır.
Toplumsal yaşam ise düzen ihtiyacını doğurur. Bu da insanları kural ve kanun oluşturmaya yöneltir.
İbn Haldun insanın bencilliğine de değinir; fakat bunun kanuna dayalı bir yapının kurulmasına engel olmadığını belirtir.
Thomas Hobbes
Hobbes'a göre insan davranışının temelinde:
- yaşamını sürdürme,
- güvenlik ihtiyacı,
- bencillik
bulunur.
İnsan doğuştan sosyal bir varlık değildir; toplumsallığını sonradan kazanır. Akıl ve iradesiyle barış içinde yaşamak için devlet kurmaya yönelir.
Hobbes'a göre ortak iradeyle oluşturulan ve yaptırım gücü bulunan kanunlar, insan ihtiraslarının üstünde olmalıdır.
John Locke
Locke'a göre devlet kurulmadan önce doğa durumunda:
- adalet,
- eşitlik,
- özgürlük
vardır.
Pozitif hukuk, hak ve özgürlüklerin sınırlarının çizilmesi ve güvence altına alınması zorunluluğuyla ortaya çıkar.
Locke doğal hukuku dışlamaz. Ona göre doğal hukuk, insan eliyle oluşturulan pozitif hukuka temel oluşturabilir.
Jean-Jacques Rousseau
Rousseau'ya göre modernleşmeyle birlikte kültürel, sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmeler insanlar arasındaki eşitsizlikleri artırmıştır.
Sosyal sözleşmeyle insan:
- doğal özgürlüğünü,
- istediği ve elde edebildiği şeyler üzerindeki sınırsız hakkını
yitirir.
Buna karşılık:
- medeni özgürlüğe,
- elindekiler üzerindeki mülkiyet hakkına
kavuşur.
Bu görüş, toplumsal düzen içinde özgürlüğün yeni bir biçime dönüşmesini anlatır.
Doğal ve Pozitif Hukuku Ayırma
Sorularda şu ayrımlar önemlidir:
**Doğal hukuk**
- evrensel,
- değişmez,
- akıl ve vicdan,
- insanın üstün değeri,
- insan iradesinden bağımsız temel.
**Pozitif hukuk**
- belirli toplum,
- yürürlük,
- devlet ve otorite,
- yaptırım,
- zamanla değişme.
Bu ayrım hukukun kaynağı problemini çözmede temel ölçüttür.
3. Ahlak-Hukuk İlişkisi
Ahlak ve hukuk birbirine yakın fakat aynı olmayan iki alandır.
Ahlak:
- iyi-kötü,
- doğru-yanlış,
- erdemli-erdemsiz
davranış ve yargılarla ilgilenir.
Ahlak insanın nasıl yaşaması gerektiğini belirleyen ilke, kural ve değerler bütünü olarak düşünülür. Vicdan, sosyal-kültürel değerler, dinî ve felsefi anlayışlar ahlakı şekillendirebilir.
Hukuk ise toplumsal yaşamı düzenleyen yazılı veya yazısız kurallar bütünüdür.
Ahlak ve Hukukun Ortak Yönleri
Her iki alan da:
- insan davranışını düzenler,
- “ne yapılması gerekir?” sorusuna yönelir,
- birlikte yaşamın kurallarını ortaya koyar.
Bu nedenle hem ahlak hem hukuk **normatif**, yani kural koyucu özellik taşır.
Her ikisinin amacı da:
- toplumsal adalet,
- huzur,
- düzen
sağlamaya katkıda bulunmaktır.
Ahlak ve Hukukun Farkı: Yaptırım
Ahlaki kurallar daha çok gönüllülük esasına göre işler. Bunlar sosyal ve manevi yaptırımlarla desteklenebilir.
Hukukun yaptırım gücü ise resmî niteliktedir.
Bu nedenle:
- ahlaki yanlış ile hukuki suç aynı şey değildir,
- her ahlak kuralı hukuk kuralı değildir,
- her hukuk kuralı da zorunlu olarak ahlaki değildir.
Hukuken Geçerli Olan Her Şey Ahlaki midir?
Kitap bu soruya eleştirel yaklaşır.
Geçmişte ayrımcılığı içeren bazı hukuk sistemleri hukuken geçerli olmasına rağmen ahlaki ilkelerle çelişmiştir.
Apartheid yasaları bu duruma örnek verilir. Güney Afrika'da beyazlarla siyahların yaşam alanlarını ayıran bu hukuk düzeni, belirli bir grubun ekonomik, siyasi ve toplumsal üstünlüğünü korumaya yönelmiştir.
Bu örnek, “yürürlükte olan” ile “adil ve ahlaki olan” arasındaki farkı gösterir.
Ahlaki Değerlerin Hukuka Etkisi
Toplumsal düzenin sürdürülmesinde yalnız yazılı hukuk kuralları değil, bireylerin içselleştirdiği değerler de önemlidir.
Ahlaki değerlerin güçlü olduğu toplumlarda hukuk kurallarına uyum daha kolay olabilir.
Kitaba göre ahlaki yozlaşma ve bozulma durumlarında:
- hukuk sorunları artabilir,
- suçlar çeşitlenebilir,
- cezai yaptırımlar etkisizleşebilir.
Bu nedenle sağlam bir hukuk sistemi bile ahlaki değerlerden bütünüyle bağımsız düşünüldüğünde amaçlarına ulaşmakta yetersiz kalabilir.
Adalet, hukuk ile ahlakın kesişim noktalarından biridir.
Suç, Ceza, Ölçülülük, Caydırıcılık ve Hakkaniyet
Kitabın çalışma kâğıtları hukuk-ahlak ilişkisini suç ve ceza örnekleri üzerinden derinleştirir.
Orantı-Orantısızlık İlkesi
Hukuki müdahalenin:
- meşru zeminde,
- gerektiği ölçüde
yapılmasıdır.
Ceza, işlenen fiille ölçüsüz biçimde ağır veya hafif olmamalıdır.
Caydırıcılık İlkesi
Caydırıcılık, suçun tekrarlanmasını önlemeye yöneliktir.
Bir cezanın amaçlarından biri, benzer davranışların tekrarını azaltmaktır.
Ancak yalnız ağır ceza verilmesi adaleti garanti etmez. Ceza hem caydırıcı hem adil olmalıdır.
Hakkaniyet İlkesi
Kitaba göre hakkaniyet, yasanın adalete aykırılık oluşturduğu durumlarda kararın vicdan ve adalet duygusuna göre verilmesini ifade eder.
Bu kavram Aristoteles'in görüşüyle de bağlantılıdır. Kuralın genel oluşu, özel bir durumda adaleti tam olarak sağlayamayabilir. Hakkaniyet burada devreye girer.
Dava Örnekleri Üzerinden Hukuki Problemler
Kitap üç dava örneğini hukuk felsefesi açısından tartışmaya açar.
Sokrates'in Yargılanması
Sokrates:
- Tanrılara inanmamak,
- gençleri yoldan çıkarmak
suçlamalarıyla yargılanır.
Kitap bu davayı:
- düşünce ve ifade özgürlüğü,
- adil yargılanma,
- sivil itaatsizlik,
- orantılı ceza
gibi problemlerle ilişkilendirir.
Sokrates, görüşlerinden vazgeçmez ve hapisten kaçma fırsatını da geri çevirir.
Sacco ve Vanzetti Davası
Sacco ve Vanzetti tartışmalı ve zayıf delillere rağmen idam edilir. Yıllar sonra adil yargılanmadıkları yönünde iade-i itibar kararı verilir.
Bu dava:
- ön yargı,
- eşit yargılanma,
- insan onuru,
- hukukta tarafsızlık,
- geç gelen adalet
problemlerini gündeme getirir.
Bernard Madoff Davası
Madoff büyük ölçekli finansal dolandırıcılık nedeniyle 150 yıl hapis cezasına çarptırılır.
Kitap bu davayı:
- denetim eksikliği,
- yatırımcıların korunması,
- önleyici hukuk,
- cezanın orantısı,
- caydırıcılık
üzerinden tartıştırır.
Bu davalar hukuk kurallarını yalnız ezberlemeyi değil, adalet, orantı ve tarafsızlık açısından değerlendirmeyi amaçlar.
Rawls: Hakkaniyet Olarak Adalet
John Rawls çağdaş hukukta hakkaniyet temelli bir adalet anlayışını savunur.
Ona göre adil toplum:
- bütün insanların hak ve özgürlüklerini korumalı,
- kaynakları hakkaniyetli biçimde dağıtmalıdır.
Rawls iki temel ilkeyi öne çıkarır.
1. Eşit Hak ve Özgürlükler
Yasalar karşısında herkes eşittir. İnsanlar hak ve özgürlüklerden eşit biçimde pay almalıdır.
2. Kaynakların Hakkaniyetli Dağılımı
Kaynakların dağılımında fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Görev ve pozisyonlar liyakat esasına göre herkese açık olmalıdır.
Cehalet Örtüsü
Rawls'un önemli kavramlarından biri **cehalet örtüsü**dür.
Hukuk kuralları oluşturulurken ve uygulanırken bireylerin:
- toplumsal konumu,
- statüsü,
- rolleri,
- doğal yetenekleri,
- belirli iyi anlayışları
göz önüne alınmamalıdır.
Amaç, karar verenlerin kendi çıkarlarına göre değil tarafsız biçimde hareket etmesini sağlamaktır.
Hukukun Meşruiyeti ve Halkın Katılımı
Kitabın ünite değerlendirmesinde hukuk felsefesi tartışmaları şu noktaları öne çıkarır:
- Hukukun kaynağı yalnız devlet ve yasa yapma gücü müdür?
- Evrensel ahlaki değerler ve adalet hukukun meşruiyetinde rol oynar mı?
- Objektif ve yürürlükte olmak bir yasayı adil yapmaya yeter mi?
- Çoğunluğun iradesi azınlık haklarını sınırlayabilir mi?
- Hukukun siyasi iktidarın aracı hâline gelmesi nasıl önlenebilir?
Burada temel gerilim şudur:
**Pozitif hukuk, açık ve uygulanabilir kurallar sağlar; doğal hukuk ise bu kuralların adalet ve insan hakları açısından sorgulanabilmesini mümkün kılar.**
Kitap, hukukun yalnız güçlülerin aracı hâline gelmemesi için:
- halkın katılımı,
- eleştirel kamuoyu,
- temel hakların vazgeçilmezliği
gibi unsurların önemini tartışmaya açar.
Hukuk Sorunlarının Güncel Yansımaları
Performans çalışmasında:
- bilişim suçları,
- insan hakları ihlalleri,
- fikir mülkiyet hakları,
- özel hayatın gizliliği,
- uluslararası hukuk sorunları
gibi alanlar hukuk felsefesiyle ilişkilendirilir.
Bu örneklerin amacı hazır cevap ezberletmek değil, öğrencinin güncel bir hukuk sorununu:
- problem belirleme,
- görüş oluşturma,
- argüman kurma,
- eleştirel değerlendirme
yoluyla incelemesidir.
Sık Karıştırılan Noktalar
- Hukuk yalnız düzen değil, adalet problemidir.
- Hukukun ilkesel hedefleri evrensel olabilir; kurallar kültürlere göre değişebilir.
- Doğal hukuk ile pozitif hukuk aynı değildir.
- Doğal hukuk insan iradesinden bağımsız evrensel temel arar.
- Pozitif hukuk yürürlükteki insan yapımı kurallara dayanır.
- Pozitif hukuk, doğal hukuk ilkelerinden tamamen kopmak zorunda değildir.
- Aristoteles'te hakkaniyet, yasanın yetersiz kaldığı somut durumlarda önem kazanır.
- Hobbes ve Locke devletin ve hukukun doğuşunu aynı biçimde açıklamaz.
- Rousseau sosyal sözleşmeyle doğal özgürlükten medeni özgürlüğe geçişi vurgular.
- Her ahlaki kural hukuki değildir.
- Her hukuki kural zorunlu olarak ahlaki değildir.
- Hukuken geçerli olmak adil olmakla aynı değildir.
- Caydırıcı ceza mutlaka adil ceza anlamına gelmez.
- Rawls'ta eşitlik, fırsat eşitliği ve tarafsızlık birlikte düşünülür.
- Cehalet örtüsü bilgisizlik değil, tarafsız karar için kişinin kendi konumunu hesaba katmamasıdır.
Soru Çözerken Kullanılabilecek Yaklaşım
- “İnsanlar neden hukuka ihtiyaç duyar?” → hukukun gereği ve önemi.
- “Kurallar toplumdan topluma değişebilir.” → hukukun kültürel/tarihsel değişken yönü.
- “Hukukun kaynağı akıl-vicdan ve evrensel ilkeler.” → doğal hukuk.
- “Hukukun kaynağı devlet ve insan iradesi.” → pozitif hukuk.
- “Yasa yetersiz kalırsa somut durumda adalet.” → Aristoteles / hakkaniyet.
- “Güvenlik ve bencillik nedeniyle devlet.” → Hobbes.
- “Doğa durumunda adalet-eşitlik-özgürlük; hukuk bunları güvenceye alır.” → Locke.
- “Sosyal sözleşme; doğal özgürlükten medeni özgürlüğe.” → Rousseau.
- “Toplumsal ihtiyaç ve güvenlik insanı kurala yöneltir.” → İbn Haldun.
- “Hukuk ve ahlak ikisi de normatiftir.” → ortak yön.
- “Resmî yaptırım” → hukuk.
- “Gönüllülük, sosyal-manevi yaptırım” → ahlak.
- “Apartheid” → hukuken geçerli olanın ahlaki olmak zorunda olmadığını gösterir.
- “Gerektiği ölçüde müdahale” → orantılılık.
- “Suç tekrarını önleme” → caydırıcılık.
- “Vicdan ve somut adalet” → hakkaniyet.
- “Düşünce ve ifade özgürlüğü, adil yargılanma” → Sokrates davası.
- “Ön yargı, eşit yargılanma, geç gelen adalet” → Sacco-Vanzetti.
- “Denetim, caydırıcılık, önleyici hukuk” → Madoff.
- “Cehalet örtüsü” → Rawls / tarafsızlık.
- “Eşit hak ve özgürlükler” → Rawls'un birinci ilkesi.
- “Fırsat eşitliği ve liyakat” → kaynakların hakkaniyetli dağılımı.
Konu Özeti
Hukukun doğasına yönelik felsefi problemler hukukun gereği, kaynağı ve ahlakla ilişkisi çevresinde şekillenir. Hukuk toplumsal düzen, barış, hak ve adalet için gereklidir; ancak uygulanışı mekanik değil, somut olay ve hakkaniyet gözeten insani bir süreçtir. Hukukun kaynağı probleminde doğal hukuk evrensel ahlaki ilkelere, akıl ve vicdana; pozitif hukuk ise insan iradesi, otorite ve yürürlükteki kurallara dayanır. Aristoteles, İbn Haldun, Hobbes, Locke ve Rousseau hukukun gereği ve kaynağına farklı açıklamalar getirir. Ahlak ve hukuk insan davranışını düzenleyen normatif alanlardır ancak yaptırım biçimleri ve kapsamları farklıdır. Hukuki geçerlilik ahlaki doğruluğu garanti etmez. Suç ve ceza tartışmalarında orantılılık, caydırıcılık ve hakkaniyet önemlidir. Rawls adaleti eşit haklar, hakkaniyetli kaynak dağılımı ve cehalet örtüsüyle açıklayarak tarafsız hukuk düşüncesini güçlendirir.
Konuyu Bitirdiğinde Bunları Yapabiliyor Olmalısın
- Hukukun gereği ve önemini açıklayabilmelisin.
- Hukukun evrensel ve değişken yönlerini ayırt edebilmelisin.
- Hukuk uygulamasında hakkaniyetin önemini açıklayabilmelisin.
- Doğal ve pozitif hukuku karşılaştırabilmelisin.
- Aristoteles, İbn Haldun, Hobbes, Locke ve Rousseau'nun hukuk anlayışlarını ayırt edebilmelisin.
- Ahlak ile hukukun ortak ve farklı yönlerini açıklayabilmelisin.
- Hukuken geçerli olan ile ahlaken doğru olanın neden aynı olmadığını gösterebilmelisin.
- Orantılılık, caydırıcılık ve hakkaniyet ilkelerini ayırt edebilmelisin.
- Sokrates, Sacco-Vanzetti ve Madoff davalarını ilgili hukuk problemleriyle ilişkilendirebilmelisin.
- Rawls'un eşit hak, hakkaniyetli dağılım ve cehalet örtüsü kavramlarını açıklayabilmelisin.
- Güncel bir hukuk sorununda görüş ve argüman oluşturabilmelisin.
Bu Üniteyi Pekiştir
Konuyu tamamladıysan çalışma notlarıyla tekrar yapabilir veya seviyene uygun testlerle kendini ölçebilirsin.
Bu Konuyla İlgili Testler
11. Sınıf Felsefe Hukuk ve Felsefe Hukukun Doğasına Yönelik Felsefi Problemler - Kolay Test
20 soru
Temel kavramları kontrol et
11. Sınıf Felsefe Hukuk ve Felsefe Hukukun Doğasına Yönelik Felsefi Problemler - Orta Test
20 soru
Bilgini uygulamaya geçir
11. Sınıf Felsefe Hukuk ve Felsefe Hukukun Doğasına Yönelik Felsefi Problemler - Zor Test
20 soru
Detay ve yorum gücünü ölç
11. Sınıf Felsefe Hukuk ve Felsefe Hukukun Doğasına Yönelik Felsefi Problemler - Karma Test 1
20 soru
Gerçek sınav temposunda kendini dene