Konu Anlatımı / Ders Notu
Kesinlik ve Belirsizlik Derecelerini İfade Etme Konu Anlatımı
Kesinlik, belirsizlik ve olasılık ifadelerini MEB kitabındaki geleceğe yönelik teknoloji örnekleriyle adım adım öğren.
Kesinlik ve Belirsizlik Derecelerini İfade Etme (Expressing Degrees of Certainty and Uncertainty)
- sınıf İngilizce *Notifier* kitabının **Theme 4: Coming Soon** bölümünde gelecekle ilgili tahmin kurmanın yanında, konuşanın tahmine **ne kadar inandığını** belirtmesi öğretilir. Aynı geleceğe ilişkin iki cümlede tahminin konusu değişmeyebilir; değişen, konuşanın kendi görüşüne duyduğu güvendir. Tema, özellikle sanal gerçeklik (*virtual reality / VR*), teknolojik gelişmeler, iletişim ve gelecekteki yaşam üzerine tartışmalar aracılığıyla bu dil işlevini geliştirir.
1. Bir tahminin içeriği ile güven derecesini ayırmak
*Wearable technologies will dominate the near future* cümlesi geleceğe dönük bir iddia içerir. Başına **I am absolutely sure that** getirildiğinde konuşan bu iddiaya çok güçlü biçimde inanır. **I'm not sure that** getirildiğinde aynı iddiadan emin olmadığını bildirir. Burada önemli ayrım şudur: **gelecekte ne olacağı** ile **kişinin bunun gerçekleşeceğine ne kadar güvendiği** iki farklı bilgidir.
2. Yüksek kesinlik bildiren ifadeler
Kitabın 51. sayfasındaki etkinliğin olumlu güven ifadeleri şunlardır: **I am absolutely sure that**, **I have no doubt that**, **I'm positive that**, **I'm quite sure that**. Bunlar tahmine güven bildiren söyleyişlerdir; *quite sure* güçlü bir güven ifade ederken *absolutely sure* ve *no doubt* daha vurgulu bir eminlik bildirir. Bu ifadeler için kitaptan kesin sayısal olasılık yüzdeleri çıkarılmaz.
I am absolutely sure that ...
Bu yapı “... olduğundan tamamen eminim” anlamını verir. *I am absolutely sure that technology will change our lives.* cümlesinde **absolutely**, konuşanın kesinlik vurgusunu yükseltir. Bu bir **konuşmacı tutumu**dur.
I have no doubt that ...
**I have no doubt** “hiç şüphem yok” demektir. *I have no doubt that virtual classrooms will become more popular.* ifadesinde konuşan, sözünü güvenle ortaya koyar. Cümledeki *no doubt*, *some doubt* ile aynı anlamda değildir; şüpheyi reddeder.
I'm positive that ... ve I'm quite sure that ...
*I'm positive that VR will offer new ways to learn.* olumlu ve güçlü eminlik bildirir. Buradaki *positive* “pozitif etkili” anlamında değil, **emin** anlamındadır. *I'm quite sure that headsets will become more accessible.* cümlesindeki *quite sure* ise kuvvetli güveni belirtir.
3. Belirsizlik ve kuşku bildiren ifadeler
Kitabın aynı etkinliğinde **I'm not sure that**, **I doubt that**, **There is some doubt in my mind that**, **I don't think that** kullanılır. Bu ifadeler birbirinin tam kopyası değildir; bazıları kararsızlığı, bazıları olumsuz yöndeki beklentiyi yansıtır.
I'm not sure that ...: Emin olmamak
*I'm not sure that texting will replace face-to-face communication.* cümlesi mesajlaşmanın yüz yüze iletişimin yerini alacağından **emin olunmadığını** bildirir. Bu, tam tersinin kesin gerçekleşeceğini açıklamaz.
There is some doubt in my mind that ...: Bir miktar şüphe duymak
*There is some doubt in my mind that most people will travel to space.* cümlesi uzay yolculuğunun geniş kitlelere açılacağı tahmini karşısında çekince gösterir. **Some doubt**, **no doubt** ifadesindeki şüphesizlikten farklıdır.
I doubt that ...: Gerçekleşmesini kuşkulu görmek
*I doubt that everyone will own a VR headset soon.* ifadesinde konuşmacı, iddianın gerçekleşmesini **pek olası bulmadığını** anlatır. Bu, “imkânsız olduğunu kanıtladım” anlamına gelmez.
I don't think that ...: Olumsuz beklenti bildirmek
*I don't think that pencils and pens will disappear completely.* cümlesi konuşmacının tümüyle ortadan kalkma tahminini benimsemediğini gösterir. *I don't think that ...*, yalnızca “bilgim yok” demek değildir; tahmine **olumsuz yönde** yaklaşır.
4. Likely ve not likely: Olasılık bildiren karşıt kalıplar
Temanın VR tartışmasında **It is likely that most people will have access to virtual reality** ve karşı görüş olarak **It is not likely that most people will have access to virtual reality** cümleleri bulunur. **Likely** “olası/beklenen” anlamındadır; **not likely** “pek olası değil” yönünde değerlendirmedir.
- *It is likely that more people will use VR.* → VR kullanan insanların artması olasıdır.
- *It is not likely that everyone will use VR.* → Herkesin VR kullanması pek olası değildir.
**It is likely that + özne + will + fiilin yalın hâli** bu bağlamda doğal bir kalıptır. *It is likely that* yerine *It is certainly true that* yazmak olasılığı kanıtlanmış kesin bilgiye dönüştürür ve anlamı değiştirir.
5. Tahmin, kanıt ve kesinlik iddiasının ilişkisi
Kitabın önceki etkinliklerinde tahminler mevcut olaylara dayandırılır: *World's oil reserves are running out*, *More and more jobs are requiring fluent English* veya *Wearable technologies will dominate the near future* gibi örnekler geleceği tartışmaya açar. Ancak **mevcut eğilim, herkes ve her zaman için kesin sonuç doğurmaz**. Konuşan güçlü güven bildirse bile okur, bu güvenin dayanağını ayrıca değerlendirmelidir.
6. Cümle yapısı ve doğru dil kullanımı
That sonrasında tam bir cümle kur
Kitaptaki yapılar genellikle **kesinlik/kuşku ifadesi + that + özne + fiil** düzenindedir:
- *I'm positive that wearable devices will develop further.*
- *I have no doubt that VR will offer new experiences.*
- *I doubt that texting will replace every face-to-face conversation.*
**That** sonrasında çoğu zaman geleceğe ilişkin bir önerme yer alır. *I doubt that people will ...* ile *I doubt people will ...* aynı ana anlamı taşıyabilir; fakat çalışma kitabının kullandığı açık **that** düzeni sorularda temel modeldir.
Will + yalın fiil
*Most people will have a headset* doğrudur. *Most people will has a headset* yanlıştır. Şüphe ifadesinin bulunması bu dil bilgisi kuralını değiştirmez: *I'm not sure that people will have ...*.
Olumsuzluğu doğru noktaya koy
- *I don't think that VR will replace schools.* → Konuşan, yer değiştirme tahminine olumsuz bakıyor.
- *I think that VR won't replace schools.* → Konuşan, okulların yerini almayacağı tahminini dile getiriyor.
İki cümle konuşma bağlamında yakın anlamlı olabilir; fakat **I'm not sure that VR will replace schools** cümlesi yalnızca emin olmamayı belirtir. Üçünü aynen bir tutmak anlamı düzleştirir.
7. Diyaloglarda konuşmacının tutumunu çıkarma
Çoktan seçmeli sorularda **What is the speaker certain about?**, **Which statement shows uncertainty?** veya **Which reply expresses doubt?** soruları görülebilir. Önce tartışılan **iddia**yı bul, sonra konuşanın iddiaya karşı **tutumunu** belirle.
8. Kitaptaki gelecek konularıyla alıştırma
*Coming Soon* temasının 51. sayfasındaki etkinlik, konuşanın kendi kesinlik derecesini seçerek **mobil cihazlarda kalem kullanımı**, **mesajlaşma ve yüz yüze iletişim**, **eski eşyaların yeni biçimlerde geri gelmesi**, **giyilebilir teknolojiler** ve **uzaya yolculuk fırsatı** hakkındaki cümleleri tamamlamasını ister. Bu bir tek doğru gelecek tahmini testi değildir: aynı olay karşısında iki öğrenci, kendi tutumlarına göre farklı ifadeler seçebilir.
Örnek 1: Giyilebilir teknolojiler
*I'm quite sure that wearable technologies will dominate the near future.* güçlü güven bildirir. Aynı önerme *I'm not sure that wearable technologies will dominate the near future* biçiminde yazılırsa belirsizlik bildirir. Etkinlikte öğrenilen, tahminin doğruluğuna hükmetmek değil **tutumun dilde nasıl değiştiğidir**.
Örnek 2: Uzaya yolculuk
*There is some doubt in my mind that most people will have the chance for space travel.* cümlesinde öznenin çekincesi var. *I have no doubt that most people will have the chance for space travel* cümlesi ise aynı iddiaya tam güven bildirir. **Most people** ifadesini **everyone** şeklinde değiştirirsen yalnız tutumu değil, iddianın kapsamını da değiştirmiş olursun.
Örnek 3: Gelecekte iletişim
*I don't think that texting will completely replace face-to-face communication.* bir olumsuz beklentidir. *I'm positive that texting will become more common* olumlu bir beklentidir. İki cümle mantıken çelişmek zorunda değildir; daha yaygın olması, tüm yüz yüze iletişimin bitmesi demek değildir.
Sık Karıştırılan Noktalar
- **I have no doubt** = şüphem yok; **There is some doubt in my mind** = bir miktar şüphem var.
- **I'm not sure** = emin değilim; **I doubt** = kuşkulu buluyorum; **I don't think** = gerçekleşmesini beklemiyorum. Aynı kesinlikte değillerdir.
- **Likely** = olası; **not likely** = olasılığı düşük; **cannot** = çok daha güçlü bir olanaksızlık iddiası.
- **Will** geleceğe ilişkin önerme kurar; başındaki kesinlik ifadesi konuşanın tutumunu değiştirir.
- **Quite sure** güçlü güven bildirir; **absolutely sure** daha vurgulu eminlik bildirir. Kitap bu kalıplara kesin yüzdeler vermez.
- *More people* ve *everyone* aynı iddia değildir; kesinlik ifadesini karşılaştırırken iddianın kapsamını koru.
Soru Çözerken Kullanılabilecek Yaklaşım
- **İddiayı belirle:** Tam olarak ne bekleniyor: yaygınlaşma mı, tümüyle yer değiştirme mi, herkesin erişimi mi?
- **Tutum işaretini bul:** *no doubt, absolutely sure, quite sure, not sure, doubt, don't think, likely, not likely*.
- **Güveni yorumla:** Güçlü güven mi, kararsızlık mı, olumsuz beklenti mi?
- **Sınırlayıcı kelimeleri kontrol et:** *some, most, more, everyone, completely* aynı kapsamda değildir.
- **Seçenekleri kanıtla:** Doğru şık, hem iddiayı hem konuşanın güven derecesini korumalıdır.
Konu Özeti
Geleceği tartışırken yalnız *will* ile bir tahmin söylemek yeterli olmayabilir: **I am absolutely sure / I have no doubt / I'm positive / I'm quite sure** güçlü güven bildirir; **I'm not sure / There is some doubt / I doubt / I don't think** ise değişen düzeylerde belirsizlik veya olumsuz beklenti bildirir. **It is likely** ve **It is not likely** olasılığı karşıt yönlerde değerlendirir. Bu kalıplar, olayın kesinleştiği kanıtı değil konuşanın **tutumudur**.
Konuyu Bitirdiğinde Bunları Yapabiliyor Olmalısın
- Tahminin konusunu, o tahmine duyulan güven derecesinden ayırabilme.
- *I'm positive / I'm quite sure / I'm absolutely sure / I have no doubt* ile güçlü güven kurabilme.
- *I'm not sure / I doubt / There is some doubt / I don't think* farklarını ayırt edebilme.
- *Likely / not likely / cannot* arasındaki olasılık–olanaksızlık farkını kavrayabilme.
- *That + özne + will + yalın fiil* yapısında doğru cümle yazabilme.
- VR, giyilebilir teknoloji, iletişim ve uzay yolculuğu bağlamlarında kişinin tutumunu belirleyebilme.
- Aynı paragraftaki iki farklı gelecek iddiasını ve iki farklı güven düzeyini doğru eşleştirebilme.
- Kesinlik ifadesini kanıtla karıştırmadan, aşırı genellemeleri ayıklayabilme.
Bu Üniteyi Pekiştir
Konuyu tamamladıysan çalışma notlarıyla tekrar yapabilir veya seviyene uygun testlerle kendini ölçebilirsin.
Bu Konuyla İlgili Testler
12. Sınıf İngilizce Coming Soon Kesinlik ve Belirsizlik Derecelerini İfade Etme - Kolay Test
20 soru
Temel kavramları kontrol et
12. Sınıf İngilizce Coming Soon Kesinlik ve Belirsizlik Derecelerini İfade Etme - Orta Test
20 soru
Bilgini uygulamaya geçir
12. Sınıf İngilizce Coming Soon Kesinlik ve Belirsizlik Derecelerini İfade Etme - Zor Test
20 soru
Detay ve yorum gücünü ölç
12. Sınıf İngilizce Coming Soon Kesinlik ve Belirsizlik Derecelerini İfade Etme - Karma Test 1
20 soru
Gerçek sınav temposunda kendini dene