Konu Anlatımı / Ders Notu
Tarihin Doğası Konu Anlatımı
Tarihin kapsamını, tarihsel bilginin yapısını, kaynak-kanıt ilişkisini, zaman, olay-olgu, neden-sonuç ve değişim-süreklilik kavramlarını öğrenin.
Tarihin Doğası
Tarih, geçmişte yaşanmış olanların kendisi değildir. Geçmiş, bugüne göre geride kalan ve artık yeniden yaşanması mümkün olmayan zaman dilimidir. Tarih ise geçmişten günümüze ulaşabilen izlerin, kaynakların ve kanıtların tarihçiler tarafından belirli yöntemlerle incelenmesi, sorgulanması ve yorumlanması sonucunda oluşturulan bilgidir. Bu nedenle tarih, geçmişin eksiksiz bir kopyası değil; eldeki kanıtlara dayanılarak yapılan bir yeniden inşa çabasıdır.
Tarihçi araştırmasını kendi yaşadığı zamanda yürütür. Geçmişteki olaya doğrudan geri dönemez; o olaydan günümüze ulaşan belgeleri, eşyaları, yapıları, görselleri, anlatıları ve diğer izleri değerlendirir. Bu izlerden hareketle sorular sorar, aralarındaki ilişkileri kurar ve geçmişi anlamlandırmaya çalışır. Tarihçinin sorduğu sorular, kullandığı kaynaklar, tercih ettiği yöntemler ve bakış açısı tarihsel bilginin nasıl şekilleneceğini etkileyebilir.
Tarihin Konusu ve Kapsamı
Tarihin temel konusu insandır. Doğa olaylarının da bir geçmişi olabilir; ancak tarih disiplininin asıl ilgisi insan faaliyetleri ve insanların içinde yaşadıkları dünyayla kurdukları ilişkidir. Bu nedenle tarih; siyasal ve sosyal değişimleri, kültürel ve ekonomik koşulları, insanları etkileyen düşünce sistemlerini, toplumdaki süreklilikleri ve farklı dönemlerde ortaya çıkan değişimleri inceler.
Bir tarihçinin geçmişte yaşanmış bütün olayları, kişileri, toplulukları ve mekânları araştırması mümkün değildir. Bu yüzden araştırılacak konunun tarihsel önemi belirlenir. Bir olay veya olgunun yaşandığı dönemde insanlar için ne kadar önemli olduğu, insanların yaşamını nasıl etkilediği ve etkilerinin günümüze kadar sürüp sürmediği tarihsel önem değerlendirmesinde kullanılabilecek ölçütlerdir.
Ders kitabında Büyük Taarruz, Mohaç Meydan Savaşı, Çatalhöyük, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, Sanayi Devrimi ve II. Dünya Savaşı'nda Nagazaki'nin bombalanması gibi farklı örneklerin birlikte verilmesi, tarihin yalnız savaşlarla sınırlı olmadığını gösterir. Tarih; siyasal, askerî, ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamı ilgilendiren geniş bir insan faaliyetleri alanını kapsar.
Tarihsel Bilginin Üç Temel Unsuru
Tarihsel bilginin oluşabilmesi için üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekir: insan, kaynak ve tarihçi. İnsan, tarihsel araştırmanın merkezindedir; çünkü tarih geçmişten bugüne insan faaliyetlerini konu alır. Kaynaklar, geçmişte yaşanmış olayların izlerini günümüze taşıyan eşya, mimari yapı, yazılı metin, görsel, kalıntı ve benzeri materyallerdir. Tarihçi ise bu kaynakları yöntemli biçimde inceleyen, sorgulayan, karşılaştıran ve yorumlayan kişidir.
Bu üç unsur birbirinden bağımsız düşünülemez. Geçmişte insan faaliyetleri olmasaydı araştırılacak bir tarihsel yaşantı bulunmazdı. O yaşantılardan hiçbir iz günümüze ulaşmasaydı tarihçinin dayanacağı kaynaklar eksik kalırdı. Kaynaklar olsa fakat onları araştıran ve yorumlayan tarihçi bulunmasa bu izler tarihsel bilgiye dönüşmezdi. Tarihsel bilginin doğası bu üç unsurun etkileşimiyle şekillenir.
Kaynak, Kanıt ve Geçmişin İzleri
Tarihsel olaylar yaşanırken çevrelerinde çeşitli izler bırakır. Yazılı belgeler, sikkeler, mimari yapılar, arkeolojik buluntular, resimler, minyatürler, fotoğraflar, freskler, görgü tanıklıkları ve başka materyaller geçmişe ilişkin kaynak olabilir. Örneğin II. Gıyâseddin Keyhusrev döneminden kalan bir Selçuklu sikkesi ekonomik ve siyasal geçmişe ilişkin izler taşırken Kanûnî Sultan Süleyman'ın cülus törenini gösteren minyatürler dönemin saray törenleri hakkında bilgi sağlayabilir.
Kaynak ile kanıt aynı anlamda kullanılmaz. Kaynak, geçmişe ilişkin izleri taşıyan materyaldir. Kanıt ise tarihçinin araştırma sorularına cevap verebilmek için kaynaklardan elde ettiği bilgidir. Aynı kaynak, farklı araştırma sorularında farklı kanıtlar sunabilir. Bu nedenle tarihçinin kaynağa yönelttiği soru önemlidir.
Fotoğraf, resim, minyatür ve fresk gibi görsel araçlar da tarih araştırmalarında kullanılabilir. Ancak bunlar doğrudan ve sorgulanmadan “gerçeğin aynısı” kabul edilmez. Kim tarafından, hangi amaçla, hangi dönemde üretildiği ve neyi gösterip neyi göstermediği sorgulanır.
Tarihsel Olayların Tekrar Edilememesi ve Kanıtların Eksikliği
Fen bilimlerinde bazı olaylar laboratuvar ortamında gözlemlenebilir veya deney yoluyla tekrar edilebilir. Tarihsel olaylarda ise geçmişte yaşanmış bir olayı aynı şartlarla yeniden gerçekleştirmek mümkün değildir. İstanbul'un Fethi veya başka bir tarihsel olay bir laboratuvara taşınıp tekrar tekrar gözlemlenemez. Tarihçi geçmiş olayları, o olaylardan kalan izler ve kanıtlar aracılığıyla anlamaya çalışır.
Bu durum tarihsel bilginin önemli bir özelliğini ortaya çıkarır: geçmişten kalan kanıtlar eksik ve parçalı olabilir. Bazı belgeler hiç oluşturulmamış, bazıları kaybolmuş, zarar görmüş veya günümüze ulaşamamış olabilir. Uzak geçmişe gidildikçe çoğu zaman daha az kanıta ulaşılır. Örneğin Osmanlı Beyliği'nin kuruluş yıllarıyla ilgili günümüze ulaşan belgelerin azlığı, bu döneme ilişkin araştırmaların daha sınırlı kaynaklarla yürütülmesine neden olur.
Tarihçi eksik parçaları elindeki kanıtlarla uyumlu, gerekçeli çıkarımlarla anlamlandırmaya çalışır. Ancak bu çaba geçmişin yüzde yüz aynısını yeniden kurduğu anlamına gelmez. Tarihsel anlatı, kanıtlara dayalı ve yöntemli olmak zorundadır fakat geçmişin tam kopyası olduğu iddiasını taşıyamaz.
Tarihsel Bilginin Değişebilir ve Dinamik Olması
Tarihsel bilgi sabit ve değişmez bir anlatı değildir. Yeni belgeler, yeni arkeolojik bulgular, yeni araştırma sonuçları, farklı sorular veya farklı bakış açıları geçmişe ilişkin bilgilerin yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir. Tarihçiler daha önce araştırılmış bir konuya yeniden dönebilir ve farklı sonuçlara ulaşabilir.
Göbeklitepe ve çevresindeki yeni kazıların Neolitik Dönem'e ilişkin önceki açıklamaları yeniden değerlendirmeyi gerektirmesi bu özelliğe örnektir. Yeni bulgular daha önce kurulmuş açıklamaları genişletebilir, değiştirebilir veya bazı kabullerin yeniden sorgulanmasına yol açabilir.
Tarihsel bilginin değişebilmesi onun keyfî olduğu anlamına gelmez. Yeni yorumların da kaynak ve kanıtlarla desteklenmesi gerekir. Tarihçi yeni sorular sorabilir, daha önce kullanılmamış kaynakları inceleyebilir ve kabul edilmiş cevapları eleştirel biçimde yeniden değerlendirebilir.
Tarihçinin Rolü ve Bakış Açısı
Tarihçi, geçmişteki insanların yaşamlarını öğrenmek amacıyla araştırma yapan ve elde ettiği bilgilerle tarihi inşa eden kişidir. Araştırma konusu belirler, sorular sorar, kaynaklardan bilgi toplar, bu bilgileri inceler ve eleştirir, olguları belirler, aralarında ilişkiler kurar, ulaştığı bilgileri yorumlar ve sentezler.
Tarihçi kendi yaşadığı dönemin insanıdır. Hangi soruyu soracağı, hangi konuyu araştıracağı, hangi kaynaklara ulaşabildiği ve hangi bağlamı önemli gördüğü araştırmanın yönünü etkileyebilir. Bu durum tarihçinin istediği sonucu yazabileceği anlamına gelmez. Tarihçi yorumunu kaynak ve kanıtlarla desteklemek, yöntemli çalışmak ve ulaştığı sonuçları sorgulanabilir biçimde ortaya koymak zorundadır.
Aynı konu üzerinde çalışan iki tarihçinin farklı kaynaklara ulaşması veya aynı kaynaklara farklı sorular sorması farklı yorumların ortaya çıkmasına yol açabilir. Tarihsel bilgi bu yüzden hem kanıta dayanır hem de tarihçinin sorgulama ve yorumlama faaliyetini içerir.
Tarihin Bilimsel Niteliği ve Fen Bilimlerinden Farkı
Tarih araştırmaları belirli yöntemlere dayanır. Tarihçiler farklı kaynaklardan çok sayıda kanıta ulaşmaya çalışır, kaynakları sorgular ve ulaştıkları bilgileri karşılaştırır. Tarih; kronoloji, coğrafya, arkeoloji, nümismatik, diplomatik ve antropoloji gibi farklı alanların sunduğu bilimsel verilerden yararlanabilir. Bu veriler araştırmaların daha güçlü biçimde doğrulanmasına katkı sağlar.
Bununla birlikte tarihsel bilgi ile fen bilimlerindeki bilgi aynı yapıda değildir. Fen bilimlerinde tekrar edilebilir deneyler ve genel yasalar önemli olabilir. Tarihte geçmiş olaylar tekrar edilemez ve tarihsel olgular kesin doğa yasaları biçiminde açıklanmaz. Tarihçi, kaynaklardan elde ettiği kanıtlar üzerinden çıkarım ve yorum yapar.
Bu fark, tarihin bilimselliğini ortadan kaldırmaz. Tarihin bilimsel yönü; yöntemli araştırma, kaynak ve kanıta dayanma, eleştirel inceleme, farklı verileri karşılaştırma ve sonuçları gerekçelendirme süreçlerinden gelir.
Zaman, Tarihsel Zaman ve Kronoloji
Tarihsel bilgi zaman kavramıyla iç içedir. Zaman, olayların oluş ve akış sırasını belirlemeye yarayan soyut bir kavramdır. Tarih disiplininde “tarihsel zaman” kavramı, toplumları etkileyen önemli olayların belirli bir zaman düzeni içinde ele alınmasını sağlar.
Kronoloji, tarihsel olayların öncelik ve sonralık ilişkisine göre zaman sırasına yerleştirilmesidir. Ancak kronoloji yalnızca tarihleri art arda sıralamak değildir. Olaylar arasındaki neden-sonuç bağlarını, değişim ve sürekliliği anlayabilmek için bir zaman düzeni kurar. Kronolojik sıra, olaylar arasında sağlam ilişkiler kurulmasını kolaylaştırır.
Tarihçiler araştırma konularını kronolojik bir akış içinde vererek tarihsel zamanın algılanmasını sağlar. Böylece bir olayın önceki ve sonraki gelişmelerle ilişkisi daha açık hâle gelir.
Takvimler, Yüzyıl ve Çağ
İnsanlar zamanı düzenlemek için Güneş ve Ay'ın hareketlerinden yararlanarak takvimler oluşturmuştur. Takvim, zamanı yıllara, aylara ve günlere bölmek için kullanılan yöntemdir. Ders kitabına göre ilk ay takvimi Sümerler tarafından hazırlanmış ve bu takvimde yıl 12 ay, 354 gün olarak düzenlenmiştir. İlk güneş takvimini Eski Mısırlılar kullanmıştır.
Roma İmparatoru Julius Caesar döneminde Eski Mısır'a ait güneş takvimi yeniden düzenlenmiştir. 1582'de Papa XIII. Gregorius'un yaptığı değişikliklerle günümüzde miladi takvim olarak bilinen Gregoryen takvim oluşturulmuştur. Kitapta bu takvimde Hz. İsa'nın doğduğu yılın 0 kabul edildiği ve zamanın yüzyıllık dönemlere ayrıldığı belirtilir.
Yüzyıl, milat başlangıç alınarak 0-99, 100-199, 200-299 gibi yüz yıllık dönemler şeklinde düzenlenen zaman bölümüdür. Çağ ise kendine özgü özellik taşıyan daha geniş bir zaman parçasını, dönemi veya devri ifade eder.
Tarihin Dönemlere Ayrılması ve Avrupa Merkezli Dönemlendirme
Tarihçiler araştırmalarını kolaylaştırmak ve geçmişi sınıflandırmak için tarihi dönemlere ayırmıştır. Yazılı kaynaklardan öğrenilemeyen dönemler tarih öncesi devirler olarak adlandırılır. İlk yazılı belgelerden hareketle tarih devirlerinin Ön Asya'da yaşayan Sümerler döneminde yaklaşık MÖ 3200'lerde başladığı kabul edilir.
Ders kitabında genel tarih yazımında sık kullanılan Avrupa merkezli dönemlendirme örneği de verilir. Bu yaklaşıma göre Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne kadar olan dönem Eski Çağ; buradan İstanbul'un Fethi olan 1453'e kadar olan dönem Orta Çağ; 1453'ten 1789 Fransız İhtilali'ne kadar olan dönem Yeni Çağ; 1789'dan günümüze kadar olan dönem Yakın Çağ olarak adlandırılmıştır. Kaynakta bazı başlangıç ve bitiş tarihleri için farklı kabullerin de bulunduğu belirtilir.
Bu dönemlendirme Avrupa'da yaşanan gelişme ve değişimleri merkeze almıştır. Bu nedenle tarihsel dönemlendirmelerin evrensel ve değişmez sınırlar olmadığı, belirli bir bakış açısının ürünü olabileceği anlaşılmalıdır.
Tarihsel Olay ve Tarihsel Olgu
Tarihsel araştırmalar geçmişte yaşanan olay ve olgular üzerinden yürütülür. Tarihsel olay, belirli bir zaman diliminde meydana gelen, somut ve özel bir gelişmedir. Tarihsel olgu ise daha genel, soyut ve süreç niteliği taşıyan durumdur; kaynaklardan elde edilen bilgiler, açıklamalar ve genellemelerle anlaşılır.
Ders kitabında ilk Müslümanların Mekke'den Medine'ye hicret etmesi bir olay; İslamiyet'in yayılışı ise olgu örneği olarak verilir. Benzer biçimde James Watt'ın 1769'da ilk endüstriyel buhar makinesini icat etmesi olay, Sanayi Devrimi ise olgu olarak gösterilir.
Olay ve olgu birbirinden kopuk değildir. Tek tek olaylar daha geniş tarihsel süreçlerin parçaları olabilir. Tarihçi bu olayları birbirine bağlayarak daha genel olguları anlamaya çalışır.
Neden-Sonuç İlişkisi
Tarih araştırmasının temel amaçlarından biri olayların neden meydana geldiğini ve hangi sonuçlara yol açtığını anlamaktır. Neden-sonuç kavramı, tarihsel olay ve olgular arasındaki kısa ve uzun süreli bağlantıları belirlemede kullanılır.
Bir tarihsel olayın tek bir nedeni bulunmak zorunda değildir. Görünür ve doğrudan bir tetikleyici nedenin arkasında daha uzun sürede oluşan arka plan nedenleri bulunabilir. Tarihçi yalnız “ne oldu?” sorusunu değil “neden oldu?” ve “hangi etkileri ortaya çıkardı?” sorularını da sorar.
Tarihsel nedenler konusunda yeni kaynaklar veya yeni sorular ortaya çıktığında daha önce kabul edilmiş açıklamalar yeniden incelenebilir. Bu nedenle neden-sonuç ilişkisi de eleştirel biçimde değerlendirilir.
Değişim ve Süreklilik
Tarihsel süreçlerde bazı unsurlar değişirken bazıları devam edebilir. Değişim ve süreklilik kavramları, tarihçinin zaman içinde nelerin farklılaştığını ve nelerin varlığını sürdürdüğünü anlamasını sağlar.
Ders kitabında Fenike gemisi, Osmanlı kalyetası, XIX. yüzyıl buharlı gemisi ve günümüz yük gemisi görselleri üzerinden deniz ulaşımındaki değişim ve süreklilik birlikte düşündürülür. Gemi teknolojisi, malzeme ve taşıma kapasitesi değişebilir; buna karşılık deniz yoluyla ulaşım ve taşıma ihtiyacı süreklilik gösterebilir.
Tarihçi yalnız büyük değişimleri aramaz. Sürekli olduğu düşünülen bir unsurun zaman içinde nasıl değiştiğini veya büyük değişimlerin içinde hangi unsurların devam ettiğini de inceler. Bu yüzden değişim ve süreklilik birbirini dışlayan değil, tarihsel süreci birlikte anlamaya yarayan kavramlardır.
Eleştirel Tarih Anlayışı
Tarih, olayları yalnız art arda sıralamak değildir. Ders kitabında İbn Haldun'a ilişkin verilen metin, nakil ve söylentilere dayanan bilgilerin eleştirilmeden kabul edilmemesi gerektiğini vurgular. Tarihçi bilgileri eleştiri süzgecinden geçirir, gerçeğe uygunluklarını araştırır ve neden-sonuç ilişkilerini anlamaya çalışır.
Arkeolojik buluntular, görseller ve yazılı kaynaklar tarihsel bilgi üretiminde kullanılabilir; ancak her kaynak sorgulanmalıdır. Bir Arkaik Dönem amforası üzerindeki betimler dönemin yaşamına ilişkin bilgiler verebilir, fakat tarihçi bu buluntuyu bağlamı ve diğer kanıtlarla birlikte değerlendirir.
Eleştirel yaklaşım, daha önce kabul edilmiş tarihsel açıklamaların sorgulanabilmesini de içerir. Yeni sorular sormak, kanıtları yeniden incelemek ve daha önce kullanılmamış kaynakları araştırmak geçmişe ilişkin yeni açıklamaların ortaya çıkmasını sağlayabilir.
Sık Karıştırılan Noktalar
**Geçmiş ve tarih aynı değildir.** Geçmiş yaşanmış olaylar bütünüdür; tarih bu geçmişin kaynak ve kanıtlarla günümüzde yeniden inşa edilmesidir.
**Kaynak ve kanıt aynı değildir.** Kaynak geçmişten kalan materyaldir; kanıt, tarihçinin sorusuna kaynak içinden elde ettiği bilgidir.
**Tarihçi geçmişi birebir kopyalamaz.** Kanıtlar eksik olabilir ve geçmiş olaylar tekrar edilemez. Tarihçi kaynaklarla uyumlu çıkarımlar yapar.
**Tarihsel bilgi değişebilir ama keyfî değildir.** Yeni bilgi ve yorumlar da kanıta ve yönteme dayanmalıdır.
**Tarih bilimsel olabilir fakat fen bilimleriyle aynı yapıda değildir.** Tarihsel olaylar laboratuvarda tekrarlanamaz ve kesin yasalara indirgenmez.
**Kronoloji yalnız sıralama değildir.** Neden-sonuç, değişim ve süreklilik ilişkilerinin doğru zaman düzeninde kurulmasına yardımcı olur.
**Olay ve olgu karıştırılmamalıdır.** Olay somut ve özel; olgu daha genel ve süreç niteliğindedir.
**Değişim ve süreklilik aynı anda bulunabilir.** Bir alanda bazı unsurlar değişirken bazıları devam edebilir.
Soru Çözerken Kullanılabilecek Yaklaşım
- Sorunun hangi temel kavramı ölçtüğünü belirle: tarih, geçmiş, tarihçi, tarihsel bilgi, kaynak, kanıt, zaman, olay, olgu, neden-sonuç veya değişim-süreklilik.
- “Geçmişten kalan materyal” ile “tarihçinin bu materyalden çıkardığı bilgi” ayrımını yap. Birincisi kaynak, ikincisi kanıttır.
- Tarihçinin geçmişi doğrudan gözlemleyemediğini unutma. Soruda laboratuvar veya tekrar vurgusu varsa tarih ile fen bilimleri arasındaki farkı düşün.
- Yeni belge veya yeni bulgu veriliyorsa tarihsel bilginin değişebilir ve dinamik olma özelliğine yönel.
- Bir olayın kendi dönemindeki etkisi ve günümüze uzanan sonucu soruluyorsa tarihsel önem kavramını değerlendir.
- Olay-olgu sorularında “somut ve belirli” ile “genel ve süreç” ayrımını kullan.
- Kronoloji sorularında yalnız tarih sırasına değil olaylar arasındaki neden-sonuç ve önce-sonra ilişkisine bak.
- Dönemlendirme sorularında çağ sınırlarının tarihçilerin yaptığı sınıflandırmalar olduğunu ve Avrupa merkezli örneğin belirli bir bakış açısını yansıttığını hatırla.
- Değişim-süreklilik sorularında “ne değişti?” ve “ne devam etti?” sorularını ayrı ayrı cevapla.
- Bir kaynak sunulmuşsa önce kaynağın ne tür bilgi verebileceğini, sonra sınırlılıklarını düşün.
Konu Özeti
Tarih, geçmişin kendisi değil; geçmişten kalan kaynak ve kanıtların tarihçiler tarafından yöntemli biçimde incelenip yorumlanmasıyla oluşturulan bilgidir. Tarihin konusu insandır ve insan faaliyetlerinin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarını; değişimlerini, sürekliliklerini, nedenlerini ve sonuçlarını araştırır.
Tarihsel bilginin oluşumunda insan, kaynak ve tarihçi temel unsurlardır. Geçmiş olaylar tekrar edilemez ve kaynaklar eksik olabilir. Bu nedenle tarihçi geçmişi birebir kopyalamaz; kanıtlara dayalı, gerekçeli bir yeniden inşa yapar. Yeni belgeler ve bulgular tarihsel bilgiyi değiştirebilir. Tarihin bilimsel niteliği, belirli yöntemlere ve kanıtlara dayanmasından gelir.
Zaman, tarihsel zaman ve kronoloji olayları doğru bir sıra ve bağlam içinde değerlendirmeyi sağlar. Takvim, yüzyıl ve çağ gibi sınıflandırmalar geçmişi düzenlemeye yardımcı olur. Tarihsel olay somut ve özel, tarihsel olgu daha genel ve süreç niteliğindedir. Neden-sonuç ilişkisi olayların niçin meydana geldiğini ve neye yol açtığını; değişim-süreklilik ise zaman içinde nelerin farklılaşıp nelerin devam ettiğini anlamaya yarar.
Konuyu Bitirdiğinde Bunları Yapabiliyor Olmalısın
- Geçmiş ile tarih arasındaki farkı açıklayabilmelisin.
- Tarihin konusunun neden insan olduğunu ifade edebilmelisin.
- Bir olay veya olgunun tarihsel önemini etkileyen ölçütleri söyleyebilmelisin.
- İnsan, kaynak ve tarihçi arasındaki ilişkiyi kurabilmelisin.
- Kaynak ile kanıt arasındaki farkı açıklayabilmelisin.
- Tarihsel olayların neden laboratuvarda tekrar edilemeyeceğini ve bunun sonuçlarını yorumlayabilmelisin.
- Tarihsel bilginin neden değişebilir olduğunu yeni belge ve bulgularla ilişkilendirebilmelisin.
- Tarihçinin bakış açısının tarihsel bilgiye etkisini kanıt zorunluluğuyla birlikte değerlendirebilmelisin.
- Tarih ile fen bilimleri arasındaki temel benzerlik ve farklılıkları açıklayabilmelisin.
- Zaman, tarihsel zaman ve kronoloji kavramlarını birbirinden ayırabilmelisin.
- Kitapta verilen ay ve güneş takvimi örneklerini doğru eşleştirebilmelisin.
- Çağ ve yüzyıl kavramlarını açıklayabilmelisin.
- Tarihin dönemlere ayrılmasının nedenlerini ve Avrupa merkezli dönemlendirmenin niteliğini yorumlayabilmelisin.
- Tarihsel olay ile tarihsel olguyu örneklerle ayırabilmelisin.
- Tarihsel neden-sonuç ilişkisini ve birden fazla neden bulunabileceğini açıklayabilmelisin.
- Değişim ve sürekliliğin aynı tarihsel süreçte birlikte bulunabileceğini gösterebilmelisin.
- Bir tarihsel kaynağı eleştirel biçimde değerlendirmek için hangi soruların sorulması gerektiğini belirleyebilmelisin.
Bu Üniteyi Pekiştir
Konuyu tamamladıysan çalışma notlarıyla tekrar yapabilir veya seviyene uygun testlerle kendini ölçebilirsin.
Bu Konuyla İlgili Testler
9. Sınıf Tarih Geçmişin İnşa Sürecinde Tarih Tarihin Doğası - Kolay Test
20 soru
Temel kavramları kontrol et
9. Sınıf Tarih Geçmişin İnşa Sürecinde Tarih Tarihin Doğası - Orta Test
20 soru
Bilgini uygulamaya geçir
9. Sınıf Tarih Geçmişin İnşa Sürecinde Tarih Tarihin Doğası - Zor Test
20 soru
Detay ve yorum gücünü ölç
9. Sınıf Tarih Geçmişin İnşa Sürecinde Tarih Tarihin Doğası - Karma Test 1
20 soru
Gerçek sınav temposunda kendini dene