Konu Anlatımı / Ders Notu

Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Değişim Konu Anlatımı

Türkistan’dan Türkiye’ye uzanan süreçte kut, divan, veraset, atabeylik, gulam, ikta ve ordu teşkilatındaki değişim ve sürekliliği ayrıntılı öğrenin.

Türkistan’dan Türkiye’ye Uzanan Süreçte Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Meydana Gelen Değişim

Türk devlet ve ordu teşkilatı, Türkistan’da ortaya çıkan eski Türk siyasi ve askerî geleneklerinin İslamiyet’in kabulünden sonra yeni kurum ve kavramlarla birleşmesiyle değişmiş, ancak temel bazı özelliklerini de korumuştur. Bu nedenle Türkistan’dan Türkiye’ye uzanan süreç yalnız “eski düzenin bırakılıp yeni bir düzen kurulması” biçiminde değerlendirilemez. Asıl dikkat edilmesi gereken, **değişim ile sürekliliğin aynı anda görülmesidir**.

Asya Hun Devleti’nde devlet “il/el”, hükümdar kağan, han veya hakan, meclis kurultay olarak adlandırılırken Türkiye Selçuklu Devleti’nde devlet için “mülk”, hükümdar için hakan, han ve sultan, karar organı için divan kavramları kullanılmıştır. Buna karşılık askerî teşkilatta onlu sistem, ok-yay ve süvari ağırlığı gibi eski Türk unsurları devam etmiştir.

Türkiye Selçuklu Devleti’nin Kuruluş Tarihi

Ders kitabında Türkiye Selçuklu Devleti’nin fiilî kuruluşu **1075** yılına bağlanır. Süleyman Şah’ın 1075’te İznik’i fethedip burayı merkez hâline getirmesi, devletin kuruluş sürecinin temel gelişmesi olarak gösterilir. Devletin kuruluş tarihi konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte kitap, siyasi ve askerî olayların kronolojik akışı ile İznik’in fethini dikkate alarak 1075 tarihini esas alır.

Türk-İslam Devlet Geleneğinin Oluşumu

Talas Savaşı’ndan sonra Türk topluluklarının İslamiyet’i kabul etme süreci hızlandı. IX. yüzyıldan itibaren büyük topluluklar hâlinde Müslüman olan Türkler, X. yüzyılda ilk Türk-İslam devletlerini kurmaya başladı.

Asya Hun Devleti ile temelleri atılan, Göktürk, Uygur ve Avrupa Hun devletlerinde geliştirilen Türk devlet teşkilatı; Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçuklu devletlerinde de devam ettirildi. Ancak İslamiyet’in kabulüyle birlikte yeni kavram ve kurumlar bu yapıya eklendi.

Hâkimiyet Anlayışında Kut ve Zillullah Fi’l-Arz

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde siyasi meşruiyetin temelinde **kut** anlayışı bulunuyordu. Kağanların yönetme yetkisini Gök Tanrı’dan aldığına inanılırdı. Hükümdarın Tanrı tarafından kut verilmiş bir soya mensup olması beklenirdi.

Kağanın yetkisi sınırsız değildi. Töre hükümleri hükümdarı sınırlandırıyor; halkın refahını sağlamayan, adaleti gerçekleştirmeyen ve devleti kötü yöneten kağanın kutunu kaybettiği düşünülüyordu.

İslamiyet’in kabulünden sonra bu anlayış tamamen ortadan kalkmadı. İlahi kaynaklı hükümdarlık düşüncesi, hükümdarın **“zillullah fi’l-arz” yani Allah’ın yeryüzündeki gölgesi** olarak görülmesi biçiminde devam etti.

Töreden Şeri ve Örfi Hukuka

İlk Türk devletlerinde hükümdar ve toplum için bağlayıcı olan temel kurallardan biri töreydi. İslamiyet’in kabulünden sonra töre tamamen terk edilmedi; devlet yönetiminde dinî esaslara dayalı şeri kurallar da uygulanmaya başlandı.

Böylece Türk-İslam devletlerinde hukuk alanında hem eski Türk geleneğini temsil eden örfi unsurlar hem de İslam hukukunu temsil eden şeri unsurlar birlikte varlık gösterdi.

Devlet anlamında kullanılan **il** kelimesinin yerini zamanla **mülk** kavramı aldı. Bu değişim, Türk devlet geleneğinin İslam dünyasının siyasi terminolojisiyle bütünleşmesinin örneklerinden biridir.

Cihan Devleti, İlayıkelimetullah ve Nizam-ı Âlem

Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra İslam dininin koruyuculuğunu ve yayılmasını üstlendi. Türklerin eski **cihan devleti kurma** düşüncesi, İslam’daki **ilayıkelimetullah** hedefiyle birleşti.

Bundan sonra savaşlar gaza ve cihat anlayışı doğrultusunda yürütülmeye başlandı. Türk hükümdarları yalnız geniş topraklara hâkim olmayı değil, dünyada adalet ve düzeni sağlama sorumluluğunu da üstlendi. Bu anlayış **nizam-ı âlem** kavramıyla ifade edildi.

Gazneli Sultan Mahmud’un ilayıkelimetullah hedefi doğrultusunda Hindistan’a **on yedi sefer** düzenlemesi ve bölgedeki Türk-İslam hâkimiyetinin temellerini atması bu anlayışın örneklerinden biri olarak verilir.

Hükümdarın Görevleri ve Halkın Refahı

Türk devlet anlayışında hükümdarın temel görevlerinden biri halkın huzurunu ve refahını sağlamaktı. Karahanlı yönetim anlayışında devletin temel vazifesi halkın “karnını tok, sırtını pek” tutmak; hayat pahalılığı yaşatmamak, adaletli yönetim altında dirlik ve huzur sağlamaktı.

Kutadgu Bilig’de devlet düzeninin ordu, mal, halkın zenginliği ve doğru yasalar arasında kurulan dengeye bağlı olduğu vurgulanır. Devletin devamı için askerî güç kadar ekonomik refah ve doğru hukuk düzeni de gerekli görülmüştür.

Karahanlı ve Gazneli Devlet Yapıları

Karahanlı Devleti

Türk-İslam devlet geleneğinin başlangıcı Batı Türkistan’da kurulan Karahanlı Devleti ile ilişkilendirilir. Karahanlı yönetiminde eski Türk geleneklerinin izleri güçlü biçimde devam etti.

Devlet iki kısma ayrılabiliyor ve hanedan üyeleri tarafından yönetiliyordu. Hanedanın her erkek üyesinin yönetimde hak sahibi olması, eski Türk veraset anlayışının devam ettiğini gösterir.

Karahanlı hükümdarları eski unvanların yanında İslam dünyasına ait unvanlar da kullandı. Kağan yerine **hakan, arslan han, ilig han**, yabgu yerine **satuk han** gibi unvanlar kullanılmaya başlandı.

Karahanlılarda merkezî yönetimde **Meclis-i Âlî** bulunuyordu. Bu kurumun başında Türkçe unvanı **yuğruş** olan vezir görev yapıyordu.

Gazneli Devleti

Gazneli Devleti, Türklerin ve farklı etnik kökenlere sahip toplulukların birlikte yaşadığı geniş bir coğrafyada kuruldu. Yönetim yapısı İran ve Abbasi devlet geleneklerinden etkilendi.

Gazneliler daha merkeziyetçi ve askerî ağırlıklı bir teşkilata sahipti. Ülke hükümdar, hükümdar ailesi ve hükümdarın bölgesel vali olarak görevlendirdiği Türk asıllı yüksek rütbeli saray görevlileri tarafından yönetiliyordu. Vezirlik ve divan gibi sivil makamların önemli bölümünde İran asıllı görevliler yer alıyordu.

**Sultan** unvanının Türk-İslam devletlerinde kullanımı Gazneliler Dönemi’nde başladı.

Gaznelilerde **Divan-ı Vezaret** bulunuyor ve bu divanın başında **hâce-i büzürg (başvezir)** görev yapıyordu.

Hükümdar Adları ve Unvanlardaki Değişim

Türk-İslam hükümdarları tahta çıktıktan sonra Türkçe isimlerinin yanına dinî geleneğe ait isimler de ekleyebiliyordu. Satuk Buğra Han-Abdülkerim, Tuğrul Bey-Muhammed ve Çağrı Bey-Davut örnekleri bu uygulamayı gösterir.

Abbasi halifeleri de Türk hükümdarlarının saltanatını tasdik ederken onlara çeşitli unvan ve lakaplar verirdi. Böylece eski Türk hükümdarlık geleneği, İslam dünyasının siyasi meşruiyet sistemiyle birleşti.

Kurultaydan Divana

İlk Türk devletlerinde siyasi, askerî, hukuki ve mali meselelerin görüşüldüğü **kurultay**, İslamiyet’in kabulünden sonra **divan** adı verilen kurumsal yapılara dönüştü.

Büyük Selçlu Devleti’nde en önemli karar organı **Divan-ı A’lâ (Büyük Divan / Divan-ı Saltanat)** idi. Bu kurum, işlev ve yetkileri bakımından günümüzdeki hükûmet kurumuna benzer nitelikteydi.

Divan-ı A’lâ’nın başında **Sahib-i Divan-ı Vezaret / Sahib-i A’zâm** unvanlı vezir bulunurdu.

Divan-ı A’lâ’ya bağlı temel alt divanlar şunlardı:

  • **Divan-ı Tuğra (İnşa):** İç ve dış yazışmaları yürütürdü.
  • **Divan-ı İstîfâ:** Maliye işlerine bakardı.
  • **Divan-ı Arz (Ceyş):** Askerî işleri yürütürdü.
  • **Divan-ı İşrâf:** İdari ve mali işleri teftiş ederdi.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Merkez Teşkilatı

Büyük Selçuklu Devleti’nde merkezî otoritenin tek temsilcisi **es-Sultanü’l-A’zâm** unvanını kullanan hükümdardı.

Hükümdar ailesiyle birlikte **saray (bârgâh)** içinde yaşar ve devleti buradan yönetirdi. Saray hem hükümdarın yaşam alanı hem devlet yönetiminin merkezlerinden biriydi.

Sarayda **Hâcibü’l-Hüccâb**, hükümdardan; devlet teşkilatında ise hükümdar ve vezirden sonra en yetkili kişilerden biriydi. Saraydaki hâciblerin başıydı.

Diğer önemli saray görevlileri:

  • **Hâcib:** Hükümdar ile halk ve devlet adamları arasındaki irtibatı sağlar.
  • **Emîr-i Candar:** Saray muhafızlarından sorumludur.
  • **Emîr-i Silah:** Saraydaki silahları yönetir.
  • **Emîr-i Şikâr:** Av merasimlerini düzenler.
  • **Emîr-i Alem:** Sancağı taşır.
  • **Emîr-i Âhur:** Saray ahırlarından sorumludur.
  • **Emîr-i Çaşnigîr:** Hükümdarın sofrasını denetler ve yemekleri tadar.
  • **İdişçibaşı:** Saray meşrubatlarını hazırlar ve sunar.
  • **Câmedar:** Hükümdarın giyim-kuşamından sorumludur.
  • **Hansâlâr:** Saray mutfağını yönetir.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Taşra Teşkilatı

Devletin taşrası eyaletlere ayrılırdı. Eyaletlerde **melik** adı verilen hanedan üyeleri ile **şıhne/şahne** denilen askerî valiler görev yapardı.

Genç meliklerin yönetim tecrübesi kazanması için yanlarına **atabey** atanırdı. Atabeyin görevi meliki eğitmek ve yönetim konusunda ona rehberlik etmekti.

Vilayetlerde:

  • **Amîd:** Mülki yönetimden sorumlu sivil vali.
  • **Âmil:** Mali işlerden sorumlu görevli.
  • **Kadı:** Adli işleri yürütür.
  • **Subaşı / Serleşker:** Güvenlikten sorumludur.
  • **Muhtesip:** Belediye hizmetleri olarak tanımlanabilecek kurumsal işlerde görev alır.
  • **Berid teşkilatı:** Posta ve haberleşmeyi yürütür.

Atabeylik Sisteminin Güçlü ve Zayıf Yönleri

Atabeylik sistemi genç meliklerin eyaletlerde yönetim tecrübesi kazanmasını sağladığı için devlet yönetimi açısından yararlıydı.

Ancak Büyük Selçuklu Dönemi’nde bazı atabeyler bulundukları bölgelerde nüfuzlarını artırarak özerklik ilan etmeye başladı. Bu durum merkezî otoritenin zayıflamasına ve devletin dağılma sürecine katkıda bulundu.

Türkiye Selçuklu Devleti, bu sorunu dikkate alarak atabeylerin idarî ve askerî yetkilerini önemli ölçüde sınırladı. Böylece atabeylerin bulundukları bölgelerde bağımsız güç merkezine dönüşmesi engellenmeye çalışıldı.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Adalet Teşkilatı

Sultan en büyük yargıç sıfatıyla adalet teşkilatının başında bulunurdu. Devlet görevlilerinden şikâyetçi olanların ve zulme uğrayanların davaları, sultanın başkanlık ettiği **Divan-ı Mezâlim**de görüşülürdü.

Hukuk sistemi **şeri** ve **örfi** olmak üzere iki ana bölüme ayrılırdı.

  • Şeri yargıyı kadılar yürütürdü. Kadıların başındaki görevliye **kâdılkudât** denirdi.
  • Örfi hukuka ilişkin davalar **emîr-i dâd** tarafından görülürdü.
  • Ordu mensuplarının davalarına **kadı asker / kadıleşker / kazasker** bakardı.

Hükümdarlık Alametlerinde Değişim ve Süreklilik

İlk Türk devletlerindeki **taht, otağ, tuğ, para, bayrak, sancak, ok-yay** gibi hükümdarlık alametlerinin önemli bölümü Türk-İslam devletlerinde kullanılmaya devam etti.

İslamiyet’in kabulünden sonra bunlara **hutbe, çetr, saray, taç, tevki/tuğra, nevbet ve hilat/tırâz** gibi yeni alametler eklendi.

Selçuklu sultanları savaş ve gezi sırasında hükümdarlık alameti olarak başlarının üzerinde **çetr** taşıtırdı.

Tuğrul Bey adına Nişabur’da hutbe okunması, Selçuklu devletleşme sürecinin önemli göstergelerinden biri oldu. Tuğrul Bey’in Abbasi halifesine gönderdiği mektubun yay biçimindeki tevki/tuğra ile mühürlenmesi ve halifenin devletin kuruluşunu onaylaması, eski Türk hâkimiyet anlayışının İslam dünyasındaki meşruiyet sistemiyle birleştiğini gösterir.

Halife el-Kaim Biemrillah, Tuğrul Bey’e çeşitli unvanlar vermiş, taç giydirip altın kılıç kuşatmıştır. Böylece Tuğrul Bey’in İslam dünyasındaki üstün siyasi konumu vurgulanmıştır.

Tuğrul Bey adına basılan dinarın bir yüzünde sultanın unvanları ve Hz. Muhammed’in (sav) adı, diğer yüzünde Abbasi halifesinin adı ve kelimeitevhit bulunması da siyasi-dinî meşruiyet birlikteliğinin göstergesidir.

Veraset Sistemi ve Merkezî Otorite

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde uygulanan veraset anlayışı Karahanlılardan itibaren Türk-İslam devletlerinde de devam etti. Devlet hanedanın ortak malı kabul ediliyor ve kutun kan yoluyla aktarıldığı düşüncesi gereğince hanedanın bütün erkek üyeleri tahta çıkmada hak sahibi sayılıyordu.

Ancak Tanrı’nın iradesinin hangi hanedan üyesinde tecelli edeceğinin önceden bilinmemesi nedeniyle veraset kesin kurallara bağlanmamıştı.

Bu durum hanedan içi mücadelelere, taht kavgalarına ve merkezî otoritenin zayıflamasına yol açabiliyordu.

Alp Arslan’ın 1066’da oğlu Melikşah’ı veliaht ilan etmesi bu belirsizliği azaltmaya yönelik bir uygulamaydı. Alp Arslan’ın ölümünden sonra devlet erkânı ve komutanlar Melikşah’ı sultan ilan etti; ancak Kavurt Bey tahta hâkim olmak için mücadele etti. Melikşah mücadeleyi kazanarak rakipsiz biçimde tahta çıktı ve sultanlığının Abbasi halifesi tarafından onaylanması gerekti.

Türkiye Selçuklu Devleti’nde Yönetim Yapısındaki Değişiklikler

Türkiye Selçuklu Devleti, Büyük Selçuklu siyasi geleneğini ve teşkilatını büyük ölçüde devam ettirdi. Ancak ihtiyaçlar ve Moğol istilalarının oluşturduğu şartlar bazı değişikliklere yol açtı.

Türkiye Selçuklu hükümdarları **sultan, sultanü’l-a’zam** unvanlarının yanı sıra **sultanu’l-berr ve’l-bahr** yani kara ve denizin sultanı unvanını da kullandı. Ayrıca Farsça sultan anlamına gelen **Keykubad, Keyhüsrev ve Keykavus** unvanları görüldü.

Sultan başkentte bulunmadığında veya hastalandığında **naib-i saltanat** ona vekâlet ederdi.

**Pervane**, ikta arazilerinin kayıt işlemlerini yürütür; menşur ve beratları hazırlayıp dağıtırdı.

Türk-İslam Devletlerinde Ordu Teşkilatı

Türklerin **ordu-millet** özelliği İslamiyet’in kabulünden sonra da devam etti. Türk-İslam ordularında ilk kez Mete Han tarafından oluşturulan **onlu sistem** uygulanmayı sürdürdü. Sefer sırasında hükümdarlar ordunun başkomutanlığını yapabiliyordu.

Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçuklu ordularının temelinde Türk askerî geleneği bulunuyordu. Karahanlı ordusu büyük ölçüde Türklerden oluşurken diğer Türk-İslam ordularında farklı etnik kökenlerden askerler de görev yaptı.

Gulam Sistemi

**Gulam**, savaş esirleri arasından seçilen, satın alınan, hediye veya intikal yoluyla sahip olunan kişilerden oluşturulan askerî sınıftır.

Gulamlar yetenek ve liyakatlerine göre eğitiliyor; daimî ve maaşlı olarak askerî veya sivil görevlerde kullanılabiliyordu.

Karahanlılarda saray muhafızları **turgak ve yatgak** olarak adlandırılırken Gazneli ve Büyük Selçuklu dönemlerinde saray askerleri **gulam** adıyla öne çıktı.

Gazneli ordusunun temel gücünü sarayda yetiştirilen Türk gulamlardan oluşan **hassa ordusu** oluşturuyordu.

Karahanlı Ordusu

Karahanlı ordusunda saray muhafızları, hassa ordusu, gulamlar, eyalet ordusu, Türkmenler ve gönüllüler bulunuyordu.

Eski Türk askerî geleneğinin unsurları Karahanlı ordusunda belirgin biçimde devam etti.

Gazneli Ordusu

Gazneli ordusu kara ve sınırlı deniz kuvvetlerinden oluşuyordu. Hassa ordusu, gulaman-ı saray, eyalet ordusu, ücretli askerler ve gönüllüler temel unsurlar arasındaydı.

Gazneliler savaşlarda fil kullanımını da geliştirmişti. Filler özellikle düşmanın moralini bozmak ve kale kuşatmalarında ağır güç olarak kullanılabiliyordu. Buna rağmen ordunun temel ve hareketli gücünü atlı süvariler oluşturuyordu.

Büyük Selçuklu Ordusu

Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluş aşamasında Türkmen birlikleri çok önemliydi. Devlet yerleşik düzene geçip kurumsallaştıkça Türkmenlerin merkez ordudaki ağırlığı azaldı; gulam sisteminde yetişen Türkler ve farklı kavimlere mensup askerler daha fazla kullanılmaya başlandı.

Türkmenler ise sınır ve uç bölgelerinde akıncı kuvvet olarak stratejik önemlerini sürdürdü.

Büyük Selçuklu ordusunda yaya birlikler de vardı; ancak süvariler ordunun çoğunluğunu ve asıl vurucu gücünü oluşturuyordu.

Orduda **ikta askerleri, gulamlar, gulaman-ı saray, hassa ordusu, bağlı devletlerin kuvvetleri, Türkmenler, ücretli askerler ve yardımcı kuvvetler** bulunabiliyordu.

İkta Sistemi ve Ordu

Büyük Selçuklu Devleti, İslam devlet geleneğindeki ikta sistemini geliştirerek uyguladı.

Ülke toprakları devlete aitti. İkta sahipleri kendilerine tahsis edilen bölgelerin gelirlerinden yararlanıyor; karşılığında savaşa hazır asker bulunduruyor ve bölgenin güvenliğini sağlıyordu.

Bu sistem sayesinde devlet hem merkezî otoritesini güçlendirdi hem de her an savaşa hazır büyük bir askerî güce sahip oldu. Selçuklu ordusunun en kalabalık bölümü **ikta birlikleri**ydi.

Türkiye Selçuklu Ordusu

Türkiye Selçukluları başlangıçta Büyük Selçuklu siyasi ve askerî yapılanmasını örnek aldı; zamanla değişen koşullara göre yeni düzenlemeler yaptı.

Türkiye Selçuklu ordusunda kara kuvvetleri yanında **deniz kuvvetleri/donanma** da bulunuyordu. Ordu; gulaman-ı saray, hassa ordusu, ikta askerleri, bağlı devletlerin kuvvetleri, Türkmen ve uç kuvvetleri, ücretli askerler ve yardımcı kuvvetlerden oluşabiliyordu.

Ordunun başkomutanı **Beylerbeyi veya Emîrü’l-Ümerâ** unvanını taşırdı. Diğer ordu komutanları **subaşı, sipehsalar veya serleşker** olarak adlandırılırdı.

Türkmen kuvvetlerinin başında beyler bulunurdu. Donanma komutanları ise **Reisü’l-Bahr, Melikü’s-Sevahiller veya Emîrü’s-Sevahip** unvanlarıyla anılırdı.

Silahlar ve Kuşatma Araçları

Büyük Selçuklu askerleri savaşlarda **ok, yay, kılıç, kalkan, gürz, topuz, nacak, mızrak ve hançer** gibi hafif silahlar kullanıyordu.

Kale kuşatmalarında ise **arrade** adı verilen küçük taş atan mancınıklarla büyük mancınıklar kullanılıyordu.

Bu araçlar Türk ordusunun yalnız açık alan savaşına değil, kale kuşatmalarına da uyum sağlayacak biçimde geliştiğini gösterir.

Devlet Teşkilatında Değişim ve Sürekliliğin Temel Nedenleri

Türk devlet yapısındaki değişimin tek nedeni din değildir. İslamiyet’in kabulü önemli bir etkendir; ancak yeni coğrafyalara yerleşme, İran ve Abbasi devlet gelenekleriyle etkileşim, devletlerin büyümesi, merkezî yönetim ihtiyacı, taşra idaresi, Moğol istilaları ve ortaya çıkan yeni askerî-siyasi ihtiyaçlar da değişimin belirleyicileri olmuştur.

Sürekliliğin temelinde ise Türklerin köklü devlet ve askerî tecrübesi bulunur. Kut anlayışının dönüşerek devam etmesi, hanedan veraseti, hükümdarın halkı koruma görevi, onlu sistem, süvari ağırlığı ve ordu-millet düşüncesi bu sürekliliğin örnekleridir.

Sık Karıştırılan Noktalar

  • Kut tamamen ortadan kalkmadı; İslamiyet sonrasında meşruiyet anlayışı yeni kavramlarla devam etti.
  • Töre terk edilmedi; şeri hukukla birlikte örfi düzen içinde yaşamaya devam etti.
  • Kurultay → divan dönüşümünde işlev tamamen yok olmadı, kurum daha farklı ve uzmanlaşmış bir yapıya dönüştü.
  • Karahanlılar eski Türk geleneğine daha fazla bağlı; Gazneliler İran ve Abbasi etkisine daha açıktır.
  • Yuğruş = Karahanlı veziri; hâce-i büzürg = Gazneli başveziri.
  • Divan-ı Tuğra = yazışma; İstîfâ = maliye; Arz = askerî işler; İşrâf = denetim.
  • Atabey melikin eğiticisidir; şıhne askerî validir.
  • Kâdılkudât şeri; emîr-i dâd örfi yargıyla ilgilidir.
  • Naib-i saltanat sultana vekâlet eder; pervane ikta kayıtları, menşur ve beratlarla ilgilenir.
  • Gulam ile ikta askeri aynı değildir.
  • Gazneliler fil kullanmış olsa da temel vurucu güç süvaridir.
  • Türkiye Selçuklu ordusunda donanma da vardır.

Soru Çözerken Kullanılabilecek Yaklaşım

  1. Soruda önce devletin adını belirle: Karahanlı mı, Gazneli mi, Büyük Selçuklu mu, Türkiye Selçuklu mu?
  2. “Kut, töre, il, kurultay” → eski Türk geleneği.
  3. “Mülk, divan, sultan, şeri hukuk” → İslamiyet sonrası dönüşüm.
  4. “Yuğruş” → Karahanlı; “hâce-i büzürg” → Gazneli.
  5. “Tuğra-İstîfâ-Arz-İşrâf” → Büyük Selçuklu merkez divanları.
  6. “Melik-atabey-şıhne” → taşra teşkilatı.
  7. “Kâdılkudât-emîr-i dâd” → adalet teşkilatı.
  8. “Naib-i saltanat-pervane” → Türkiye Selçuklu yönetimi.
  9. “Gulam-hassa” → daimî ve maaşlı askerî yapı.
  10. “İkta” → gelir karşılığında hizmet ve asker yetiştirme.
  11. “Reisü’l-Bahr / Melikü’s-Sevahiller” → donanma.
  12. Değişim-süreklilik sorularında “eski unsur korundu mu, yeni unsur eklendi mi?” diye düşün.

Konu Özeti

Türk devlet ve ordu teşkilatı İslamiyet’in kabulüyle tamamen değişmemiş, eski Türk gelenekleri yeni İslamî kurum ve kavramlarla birleşmiştir. Kut anlayışı ilahi meşruiyet düşüncesi içinde farklı bir biçimde devam etmiş; töre yanında şeri hukuk uygulanmaya başlanmış; il kavramının yerini mülk, kurultayın yerini divan almıştır.

Karahanlılar eski Türk geleneğini güçlü biçimde sürdürürken Gazneliler İran ve Abbasi etkisiyle daha merkeziyetçi bir yönetim oluşturmuştur. Büyük Selçuklular döneminde divan sistemi uzmanlaşmış; saray, taşra, adalet ve askerî teşkilat ayrıntılı kurumlara kavuşmuştur. Atabeylik sistemi meliklerin yetişmesini sağlarken bazı dönemlerde merkezî otorite için tehdit oluşturmuştur. Türkiye Selçukluları Büyük Selçuklu teşkilatını sürdürmüş, ihtiyaçlara göre naib-i saltanat ve pervane gibi uygulamaları öne çıkarmıştır.

Ordu alanında ordu-millet anlayışı, onlu sistem ve süvari ağırlığı devam etmiş; gulam, hassa ve ikta askerleri gibi yeni unsurlar gelişmiştir. Türkiye Selçuklularında kara ordusuna donanma da eklenmiştir. Böylece Türkistan’dan Türkiye’ye uzanan süreçte Türk devlet ve ordu teşkilatı, hem süreklilik hem değişim gösteren karma bir yapıya dönüşmüştür.

Konuyu Bitirdiğinde Bunları Yapabiliyor Olmalısın

  • Asya Hun ve Türkiye Selçuklu devlet teşkilatlarını temel kavramlarla karşılaştırabilmelisin.
  • Kut anlayışının İslamiyet sonrasında nasıl dönüştüğünü açıklayabilmelisin.
  • Töre, şeri hukuk ve örfi hukuk arasındaki ilişkiyi kurabilmelisin.
  • Cihan devleti, ilayıkelimetullah ve nizam-ı âlem kavramlarını ilişkilendirebilmelisin.
  • Karahanlı ve Gazneli devlet yapılarını benzerlik ve farklılıklarıyla açıklayabilmelisin.
  • Kurultaydan divana geçişi ve Büyük Selçuklu divanlarının görevlerini ayırabilmelisin.
  • Büyük Selçuklu saray, taşra ve adalet teşkilatındaki görevlileri tanıyabilmelisin.
  • Atabeylik sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini açıklayabilmelisin.
  • Veraset sisteminin merkezî otorite üzerindeki etkisini yorumlayabilmelisin.
  • Hükümdarlık alametlerindeki değişim ve sürekliliği ayırabilmelisin.
  • Gulam ve ikta sistemlerini birbirinden ayırabilmelisin.
  • Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçuklu ordularını karşılaştırabilmelisin.
  • Türkiye Selçuklu ordusundaki kara ve deniz teşkilatını açıklayabilmelisin.
  • Devlet ve ordu teşkilatındaki değişimin yalnız dinî değil, siyasi ve coğrafi nedenlerle de gerçekleştiğini yorumlayabilmelisin.

Bu Üniteyi Pekiştir

Konuyu tamamladıysan çalışma notlarıyla tekrar yapabilir veya seviyene uygun testlerle kendini ölçebilirsin.

Konu Anlatımı

Türk-İslam Medeniyetinin Bilim, Kültür, Eğitim ve Sanata Etkileri Konu Anlatımı

Konuyu ayrıntılı ve öğretici şekilde öğren.

Konu Anlatımını Aç
Konu Anlatımı

Türklerin Sosyal Yaşamları ve Ekonomik Faaliyetleri Konu Anlatımı

Konuyu ayrıntılı ve öğretici şekilde öğren.

Konu Anlatımını Aç
Konu Anlatımı

Önemli Askerî Mücadeleler Konu Anlatımı

Konuyu ayrıntılı ve öğretici şekilde öğren.

Konu Anlatımını Aç
Ders Notu

Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Değişim Ders Notu

Ünitenin düzenli ve kısa özetini incele.

Ders Notunu Aç
Ders Notu

Türk-İslam Medeniyetinin Bilim, Kültür, Eğitim ve Sanata Etkileri Ders Notu

Ünitenin düzenli ve kısa özetini incele.

Ders Notunu Aç
Ders Notu

Türklerin Sosyal Yaşamları ve Ekonomik Faaliyetleri Ders Notu

Ünitenin düzenli ve kısa özetini incele.

Ders Notunu Aç
Ders Notu

Önemli Askerî Mücadeleler Ders Notu

Ünitenin düzenli ve kısa özetini incele.

Ders Notunu Aç
Hızlı Tekrar

Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Değişim Hızlı Tekrar

Sınav öncesi kritik bilgilerle hızlı tekrar yap.

Hızlı Tekrarı Aç
Hızlı Tekrar

Türk-İslam Medeniyetinin Bilim, Kültür, Eğitim ve Sanata Etkileri Hızlı Tekrar

Sınav öncesi kritik bilgilerle hızlı tekrar yap.

Hızlı Tekrarı Aç
Hızlı Tekrar

Türklerin Sosyal Yaşamları ve Ekonomik Faaliyetleri Hızlı Tekrar

Sınav öncesi kritik bilgilerle hızlı tekrar yap.

Hızlı Tekrarı Aç
Hızlı Tekrar

Önemli Askerî Mücadeleler Hızlı Tekrar

Sınav öncesi kritik bilgilerle hızlı tekrar yap.

Hızlı Tekrarı Aç
Kolay

10. Sınıf Tarih Türkistan’dan Türkiye’ye (1040-1299) Türkistan’dan Türkiye’ye Uzanan Süreçte Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Meydana Gelen Değişim - Kolay Test

20 soru

Temel kavramları kontrol et

Testi Çöz
Orta

10. Sınıf Tarih Türkistan’dan Türkiye’ye (1040-1299) Türkistan’dan Türkiye’ye Uzanan Süreçte Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Meydana Gelen Değişim - Orta Test

20 soru

Bilgini uygulamaya geçir

Testi Çöz
Zor

10. Sınıf Tarih Türkistan’dan Türkiye’ye (1040-1299) Türkistan’dan Türkiye’ye Uzanan Süreçte Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Meydana Gelen Değişim - Zor Test

20 soru

Detay ve yorum gücünü ölç

Testi Çöz
Karma

10. Sınıf Tarih Türkistan’dan Türkiye’ye (1040-1299) Türkistan’dan Türkiye’ye Uzanan Süreçte Türk Devlet ve Ordu Teşkilatında Meydana Gelen Değişim - Karma Test 1

20 soru

Gerçek sınav temposunda kendini dene

Testi Çöz

Ders İçinde İlerle