Konu Anlatımı / Ders Notu
Cumhuriyet Dönemi’nde (1960 Sonrası) Deneme Konu Anlatımı
1960 sonrası denemede Nermi Uygur ve Suut Kemal Yetkin; eserler, metin çözümlemeleri ve karşılaştırmalı çözümlü örnekler.
Cumhuriyet Dönemi’nde (1960 Sonrası) Deneme — Konu Anlatımı
1. Denemenin Düşünceyle ve Yaşamla İlişkisi
**Deneme**, bir yazarın herhangi bir konuda edindiği izlenimleri, gözlemlerini, kişisel görüşlerini ve sorularını **kesin bir sonuca ulaşma ya da bilimsel ispat yapma zorunluluğu olmaksızın** özgün bir anlatımla okura sunduğu düzyazı türüdür. MEB kitabının deneme ünitesinde bu türün **konu sınırlaması bulunmadığı**, önemli olanın bir konuyu **kendine özgü bakışla ele almak** ve temel düşünceyi hissettirmek olduğu belirtilir. Deneme yazarı okurla konuşur gibi yazabilir; bazen kendi kendine soru sorar, düşündüklerini tartar, kültür ve yaşam deneyimlerini birlikte kullanır.
**Konu**, metnin ele aldığı meseledir: _Gönül Yüceliği_ için **başkasına sevgiyle yönelmek ve paylaşmak**, _Bir Edebiyat Müzesi_ için **yazarların kültürel bellekte yaşatılması**. **Ana düşünce** ise yazarın konu üzerindeki temel görüşüdür: paylaşmanın çıkar hesabıyla değil dayanışmayla kurulması; edebiyat eserlerini, yazarları ve izlerini yeni kuşaklara aktarmanın gerekliliği. Konuyu ana düşüncenin yerine yazmak, çözümleme sorularını eksik bırakır.
Deneme **öznel**dir ama **tutarsızlık**, **temelsiz iddia** ya da **okura düşünme alanı bırakmama** zorunluluğu taşımaz. İçtenlik, özenle kurulmuş düşünceye eşlik eder. Birden çok örnek sunulabilir; bu örneklerin amacı her zaman tartışmasız sonuç ispatlamak değildir. Bu dönemde filozofların, edebiyatçıların ve akademisyenlerin denemelerinde fikir zenginliğinin görülmesi bu niteliği güçlendirir.
2. 1960 Sonrasında Deneme Türünün Gelişmesi
MEB kitabına göre denemenin Türk edebiyatındaki ilk ürünleri **eleştiri ve incelemeye benzeyen** özellikler taşımıştır. Cumhuriyet Dönemi'nde gelişen bu tür, **1960 sonrasında** değişen siyasal ve toplumsal koşulların, bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelerin etkisiyle **konu bakımından çeşitlenmiştir**. Deneme yazan **şairler, yazarlar, araştırmacılar**, kişisel değerlendirmelerini kesin hükümlerle sınırlamadan dile getirebilmişlerdir. Bu yüzden dönem denemesi yalnız bir tür konuya, yalnız sanat eleştirisine veya yalnız siyasal açıklamaya indirgenemez.
**Dönemin düşünce alanı geniştir:** felsefe, insan ilişkileri, sevgi ve sorumluluk; kültür, sanat ve edebiyat; toplumsal değişme, bilim ve teknik gibi meseleler özgün anlatımlarla işlenebilir. **Dergi, kitap ve okur çevresi**, düşünce yazılarının yayılmasında rol oynar. Dönemin temel ortaklığı “bütün yazarların aynı fikri savunması” değil, farklı meseleler üzerine deneme aracılığıyla **bireysel bakış ve düşünce üretmeleridir**.
Kitabın 1960 sonrası denemeciler arasında saydığı isimler: **Nermi Uygur, Cemil Meriç, Salâh Birsel, Mehmet Kaplan, Sabahattin Kudret Aksal, Oktay Akbal, Doğan Hızlan, Enis Batur**. Bu liste “1960’tan önce hiç yazmamışlardır” diye yorumlanmamalıdır. Ayrıca kitap bu başlıkta **Suut Kemal Yetkin**'in _Bir Edebiyat Müzesi_ yazısını da inceletir. **Bir yazarın biyografik yaşam süresi**, belli bir bölümde metninin bulunmasından hareketle otomatik olarak “yalnız o yıllarda etkinlik gösterdiği” sonucuna dönüştürülmemelidir.
2.1. Önceki dönemle ilişki
**1923–1960 denemesi** incelenirken kitaptaki _Samimilik_ metninde Nurullah Ataç’ın **samimiyet ile düşünüp tartarak konuşma** ilişkisi öne çıkar; ilk Cumhuriyet yıllarında sanat, edebiyat ve dil; 1950’lerden sonra toplumsal konuların belirginleşmesi önemlidir. **1960 sonrası** başlıkta ise konu çeşitliliği ve felsefî-toplumsal düşünceler belirginleşir. Birincisini yalnız “dil”, ikincisini yalnız “felsefe” biçiminde sınırlamak yanlış olur. Her iki dönemde de kişisel bakış, özgün üslup ve açık düşünce akışı denemenin temel özellikleridir.
3. Nermi Uygur: Felsefe ile Denemenin Buluşması
**Nermi Uygur (1925–2005)** İstanbul’da doğmuş, **İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü** ve **Köln Üniversitesi**nde öğrenim görmüş bir **felsefeci ve denemecidir**. İstanbul Üniversitesi ve Almanya’da **felsefe, dil ve sanat** alanlarında dersler vermiştir. Kitaba göre **Türkiye’de felsefenin kurumlaşmasına** ve **Türkçenin felsefe dili olarak gelişmesine** katkıda bulunmuştur. Bu biyografik nokta, onun denemelerinde felsefî kavramları niçin titizlikle kullandığını açıklar.
Düşüncelerini kalıplaşmış sözlerle değil; **soru, ayrım, gerekçe, mantıksal bağlantı ve özgün anlatımla** kurar. Başkasını anlamayı anlatırken yalnız duygusal bir çağrıda bulunmaz; insanın kendisiyle öteki arasındaki ontolojik ve ahlakî bağı düşünür. Denemelerinde **hayat, kültür, dil, felsefe** gibi geniş alanlara yönelirken toplumsal boyutu da gözetir. Kitapta ayrıca Nermi Uygur’un **denemecinin filozof gibi çalışmasının başarı sağlayabileceğini düşündüğü** belirtilir. Bu, denemeyi teknik felsefe tezine dönüştürmekten çok kavramları derinlikli irdelemeye yöneliktir.
**Eserleri (kitaptaki liste):** _Dilin Gücü, Felsefenin Çağrısı, Yaşama Felsefesi, Kültür Kuramı, Dipten Gelen, Denemeli Denemesiz, İçimin Sesi_. İncelenen metin **_Gönül Yüceliği_**, kaynak eserse **_başka-sevgisi_**dir. Eser–metin ayrımı önemlidir: _Gönül Yüceliği_ başlıklı bölüm **ayrı bir yazarın kitabı değildir**; Nermi Uygur’un _başka-sevgisi_ eserinden alınmıştır.
4. “Gönül Yüceliği” Denemesinin Ayrıntılı Çözümlemesi
4.1. Sahip olmak mı, vermek mi?
Metinde **başka-sevgisi insanı**, yalnız kendi yararını düşünmeyen, başkalarının varlığını ve değerini önemseyen kişi olarak çizilir. **Yüce gönüllülük** sahiplenme, biriktirme ve ele geçirme üzerine kurulmaz. Kişi başkasına verirken **maddi kazanç beklemekten** çok, bir **varolma ve birlikte yaşama biçimini** benimser. Kitabın parçasında sevginin, yalnız duygulanma değil **emek, bilgi, hayal gücü, sorumluluk ve çaba** ile ilgili olduğu da vurgulanır.
Metnin düşünce zinciri şöyledir: **sahip olma arzusu** bireyi kendisine kapatabilir → **verme ve paylaşma** başkasının varlığına yer açar → bu açılış **bilinçli sorumluluk** ve **dayanışmaya** dönüşebilir → değerlerin birlikte yaşanması bireyi ve toplumu zenginleştirir. Başkalarının değerlerine katılmak onların başarılarını kıskanma ya da kendi değerini silme değildir.
4.2. Sevgi yalnız insanlarla mı sınırlıdır?
Nermi Uygur sevgi ve dayanışma alanını **başka insanlar, uluslar, hayvanlar, bitkiler, doğa ve evrene** doğru genişletir. Bu, sevginin yalnız yakın arkadaşlara ya da karşılık verebileceği düşünülen kişilere yönelmediğini gösterir. Yüce gönüllü insan **akıl, bilim ve sanattan** da yararlanır. Metinde geçen “gönül” sözcüğünü aklın karşıtı sanmak bu nedenle büyük yanlıştır.
4.3. Acı paylaşmak ve dayanışma
Metin acıyı **insanların ortak yaşama durumları** arasında değerlendirir. Kişi, başka birinin acısını tamamen kendisine aktaramaz; fakat **onun yanında durarak** bu acının hafiflemesine katkıda bulunabilir. Yardım etmek yalnız gelecekte kendisinin de yardıma ihtiyaç duyacağı endişesine bağlanmaz. Çünkü böyle bir hesap, paylaşmayı **çıkar yatırımı**na dönüştürür. İnsanın ortak kırılganlığı, dayanışmaya ahlaki bir dayanak sağlar.
**Yazgı birliği** kavramını yanlış okumamak gerekir: Burada “herkesin başına tam aynı olay gelir” veya “herkes aynı duyguyu aynı yoğunlukta yaşar” denmez. Kastedilen, insan olmanın getirdiği **belirsizlik, acı, ihtiyaç ve birbirine muhtaç olabilme olasılığına** açık olmaktır. Bu ortak insanlık durumu dayanışma çağrısını besler.
4.4. Empati ve ben–başkası ayrımı
Denemede **empati**, kendini bir başkasının yerine koyarak onun duygu ve durumunu kavrayabilme becerisidir. Fakat empati, **kişinin kimliğinin silinmesi**, bütünüyle başkasına dönüşmesi veya başkasının bütün acılarını aynı şekilde yaşaması değildir. Nermi Uygur’un temel ayrımı şudur: **başkasına yaklaşmak** başka kişi **olmak** demek değildir; **onunla birlikte var olmak**, onu anlamak ve yalnız bırakmamak demektir.
**Gönül yüceliği**, **empati** ve **yardımseverlik** ilişkili ama özdeş kavramlar değildir. Empati başkasının bakış açısını anlamayı, gönül yüceliği çıkar gözetmeyen değer yönelimini, paylaşma ise bu yönelimin davranışa dönüşmesini ifade eder. Biri diğerini güçlendirebilir ancak aralarında mantık bakımından ayrım bulunur.
4.5. Hümanizmle ilişki
MEB kitabı, bu metin üzerine düşünmek için **hümanizm** kavramını gündeme getirir. Kitaptaki açıklamada hümanizm **insancıllık** ile ilişkilendirilir; insanın **akıl ve çabası** aracılığıyla insana yaraşır yaşama yaklaşabilmesini savunan bir yönü bulunduğu belirtilir. Metinde **akıl, emek, dayanışma, karşılıklı anlayış ve kişilerin değeri** öne çıktığı için hümanist bir okuma yapılabilir. Ancak böyle bir okuma, “metindeki her sözcük doğrudan hümanizmi tarif eder” gibi aşırı kesinliğe dönüşmemelidir.
5. “Bir Edebiyat Müzesi” — Suut Kemal Yetkin
5.1. Yazar ve eser
**Suut Kemal Yetkin (1903–1980)**, Urfa’da doğmuş, **Fransa’da felsefe eğitimi** almış; üniversitelerde sanat, kültür ve mimari üzerine dersler vermiş bir araştırmacı ve denemecidir. Eserlerinde **sanatın insanı biçimlendirme gücünü** önemser; sanat, edebiyat, felsefe ve kültür meselelerini kişisel, açık, içten bir dille ele alır. MEB kitabına göre onun düşüncesinde **gerçek sanat eseri biçim ile içeriğin birlikteliğine dayanır**. Bu bilgi, yazarın bir yandan sanatın değerine, bir yandan sanatçının anısına önem vermesini açıklamaya yardım eder.
Kitaptaki **deneme eserleri**: _Edebiyat Konuşmaları, Edebiyat Üzerine, Günlerin Götürdüğü, Düşün Payı, Yokuşa Doğru, Şiir Üzerine Düşünceler, Denemeler_. **İnceleme eserleri**: _Sanat Felsefesi, Estetik, Ahmet Haşim ve Sembolizm, Edebî Meslekler_. İncelenen **_Bir Edebiyat Müzesi_** metninin kaynak kitabı **_Denemeler_**dir. Eser–tür sorularında _Estetik_ gibi bir incelemeyi rastlantıyla deneme diye işaretlememek gerekir.
5.2. Metnin düşünce yolu
Yetkin, **yazarların yalnız biyolojik ömürleriyle sınırlı kalmadığını**, eserleriyle gelecek kuşaklara ulaşabildiğini savunur. Fakat toplumların değişmesi, okuma alışkanlıklarının dönüşmesi ve büyük olaylar, değerli sanatçıların unutulmasına neden olabilir. Bu nedenle **eleştirmenlerin**, **araştırmacıların** ve **kültür kurumlarının** görevi, geçmişle bugün arasında bağlantı kurarak bu kişilerin eserlerini **yeniden görünür kılmaktır**.
Yazar bir **edebiyat müzesi** kurmayı önerir. Burada yalnız basılmış kitapların değil, **müsveddelerin, mektupların, günlüklerin, başucu kitaplarının, kişisel eşyaların ve fotoğrafların** saklanmasını ister. Eşyanın önemini fiyatı değil, **sanatçının üretim sürecine ve kişisel dünyasına açılan pencere** olması belirler. Müzenin yazarları yeni kuşaklara tanıtması, kültürel belleğin sürekliliğini destekler.
5.3. Dil ve üslup
Metinde yazar **öznel değerlendirmeler**, okura seslenme, **retorik sorular**, **somut eşya örnekleri** ve yer yer mecazlarla düşüncesini geliştirir. Kişisel deneme olması bir **uygulanabilir öneri** içermesini engellemez. Kitap, yazarda **“izliyen”** gibi dönemsel yazım özellikleri ve “ama”dan sonra virgül kullanımı bulunduğunu hatırlatır. Bu ayrıntılar dönemin metninde dil ve yazım tercihlerinin çözümlenebileceğini gösterir.
5.4. Karşılaştırma: Sabahattin Eyüboğlu'nun “Mavi ve Kara” metni
MEB kitabı, Yetkin’in _Bir Edebiyat Müzesi_ denemesini **Sabahattin Eyüboğlu’nun _Mavi ve Kara_** parçasıyla karşılaştırır. **Yetkin**'de baskın amaç **edebî belleği korumak, yazarları yaşatmak**; **Eyüboğlu**'nda ise **dostluk ve uygarlık arasındaki ilişkiyi** tartışmak, dostluğun insanî değeri üzerinde düşünmektir. Her iki metinde de birey ve toplum arasında bağ kurulur; ancak **aynı ana düşünceyi** işlemezler. Ayrıca metinde Eyüboğlu, Yahya Kemal’in dostluğa ilişkin görüşüne de yer verir; bu nedenle bir kişiden alıntı bulunması metnin yazarlığını ona geçirmez.
6. İki Ana Metni Birlikte Değerlendirme
_Gönül Yüceliği_ ile _Bir Edebiyat Müzesi_, farklı alanlara baksalar da **insanın kendisi dışındaki varlığa sorumluluk duyması** bakımından dolaylı bir ortaklık taşır. Birinde başkasının acısına ve değerine açılma; ötekinde geçmiş kuşakların sanatçılarına ve eserlerine sahip çıkma vardır. **Nermi Uygur** bağın etik/felsefî temellerini; **Suut Kemal Yetkin** kültür ve sanat hafızasındaki somut karşılığını düşünür. Ancak bu ilişki, metinlerin tüm ayrıntılarının özdeş olduğu anlamına gelmez.
| Ölçüt | Gönül Yüceliği | Bir Edebiyat Müzesi | |---|---|---| | Yazar | Nermi Uygur | Suut Kemal Yetkin | | Kaynak | _başka-sevgisi_ | _Denemeler_ | | Konu | Gönül yüceliği, sevgi, empati, dayanışma | Sanatçıların bellekte yaşaması, edebiyat müzesi | | Temel görüş | Çıkar gütmeden başkasına açılmak ve paylaşmak | Yazarları ve eserleri yeni kuşaklara taşımak | | Anlatım | Kavramsal ayrım, felsefî yorum, kişisel ses | Somut örnekler, öneri, retorik soru, kişisel ses | | Metin kanıtı | Verme ile sahip olmanın karşılaştırılması | Müsvedde, mektup, kişisel eşya ve fotoğraf önerisi |
7. Denemede Dil, Anlatım ve Düşünceyi Geliştirme
**Açıklama**, kavramı anlaşılır kılma; **tanımlama**, sınırlarını belirleme; **örneklendirme**, somut durumlarla açma; **karşılaştırma**, ortak veya farklı yanları gösterme; **benzetme**, bir düşünceyi başka bir varlığın niteliğiyle görünür kılma işlevi görür. _Gönül Yüceliği_nde **vermek/sahiplenmek** ve **empati/başkasına dönüşmek** gibi ayrımlar önemlidir. _Bir Edebiyat Müzesi_nde ise müzeye konabilecek eşyaların sıralanması, **örnekleme ve somutlaştırma** işlevi görür.
**Açık ileti**, doğrudan söylenebilen düşüncedir: metin, yüce gönüllülüğü çıkar hesabından bağımsız paylaşma ile ilişkilendirir. **Örtük ileti** ise ifadeler arasındaki bağlantılardan çıkartılır: başkasının acısına duyarsız kalmak, insanın ortak yaşam sorumluluğunu zayıflatır. Örtük yorum yapılırken metinde karşılığı olmayan aşırı iddialardan kaçınılmalıdır.
Deneme yazarı **kendine özgü dil** kullanabilir. Kitap Nermi Uygur’da bitişik yazımların ve sözcük türetme biçimlerinin, Suut Kemal Yetkin’de döneme özgü yazılışların dikkat çektiğini belirtir. Bunları **bugünkü yazım kurallarının tüm zamanlar için değişmez olduğuna** dair kanıt saymayız. Aynı zamanda yazara özgü biçimi “kitabın artık geçerli yazım kuralı” gibi öğretmeyiz.
Sık Karıştırılan Noktalar
- **Denemenin 1960’ta başlaması ↔ konu çeşitliliğinin artması:** Tür eskidir; 1960 sonrası gelişim aşamasıdır.
- **Duygusal yardım ↔ çıkar yatırımına dayalı yardım:** Uygur, çıkar hesabını paylaşmanın esası saymaz.
- **Empati ↔ başkasına dönüşme:** Empati benliği yitirmeden başkasını anlamaktır.
- **Gönül ↔ akıl karşıtlığı:** Metin akıl, bilim, bilgi, emek ve sanatı da değerli görür.
- **Gönül Yüceliği ↔ başka-sevgisi:** İlki incelenen metin başlığı, ikincisi kaynak eser adıdır.
- **Bir Edebiyat Müzesi ↔ Denemeler:** İlki metin, ikincisi Yetkin’in kaynak kitabıdır.
- **Yazarın hatırası ↔ yalnız fiziksel eşya:** Müzenin amacı asıl olarak eserleri/yaratıcı süreci yeni kuşaklara tanıtmaktır.
- **Mavi ve Kara ↔ Bir Edebiyat Müzesi:** Birincisi Eyüboğlu’nun dostluk üzerine karşılaştırma parçası, ikincisi Yetkin’in müze önerisidir.
- **Deneme ↔ makale:** Denemedeki felsefî derinlik veya somut örnek, metni kendiliğinden makale yapmaz.
- **1960 sonrası listede yer alma ↔ yalnız 1960’tan sonra yazmış olma:** Edebiyat tarihi dönemlemeleri yazarların bütün ömrüne bire bir uygulanmaz.
- **Estetik ↔ Denemeler:** Yetkin’in _Estetik_ eseri inceleme, _Denemeler_ denemedir.
- **Bir metnin yazımını tarihî belge olarak görme ↔ onu bugün norm sayma:** Dönemsel kullanım ile güncel yazım kuralı karıştırılmaz.
Soru Çözerken Kullanılabilecek Yaklaşım
**1. Konuyu ve ana düşünceyi ayır.** Parça “neyi ele alıyor?” sorusuna konu; “bu konuda neyi savunuyor?” sorusuna ana düşünce cevap verir.
**2. Metnin yazarını kaynağından bul.** _başka-sevgisi_ → Nermi Uygur, _Denemeler_ → Suut Kemal Yetkin, _Mavi ve Kara_ → Sabahattin Eyüboğlu. Yalnız benzer kelime yeterli değildir.
**3. Anahtar karşıtlığı saptayarak seçenekleri ele.** Uygur: verme/sahip olma; karşılıksız dayanışma/çıkar hesabı; empati/özdeşleşme. Yetkin: unutulma/yaşatma; fiziksel eşya/kültürel bellek.
**4. “Kesinlikle, yalnız, tümüyle, her zaman” gibi sözcüklere dikkat et.** Kitaptaki dönemselleştirme genellikle öne çıkan eğilimi anlatır; bütün metinlere mutlak kural koymaz.
**5. Dil ve biçimi işlevle eşleştir.** Bir retorik soru okuru düşünmeye çağırır; somut eşya listesi düşünceyi görünür kılar; özgün yazım yazarın/dönemin üslup özelliği olabilir. Bu unsurlar metnin ana düşüncesinin yerine geçmez.
Konu Özeti
**1960 sonrası deneme**, siyasal-toplumsal değişmeler, bilim ve teknolojiyle birlikte düşünsel konu alanını genişletmiştir. Kitabın temel eserlerinden **Nermi Uygur’un _Gönül Yüceliği_**, **başka-sevgisi, çıkar gözetmeyen paylaşma, acı karşısında dayanışma, başkasının yerine kendini koyma ama benliğini yitirmeme** ayrımlarını işler. **Suut Kemal Yetkin’in _Bir Edebiyat Müzesi_** ise **yazarları unutulmaktan kurtarmayı, eleştirmenin sorumluluğunu, müze aracılığıyla eserleri ve kişisel belgeleri yeni kuşaklara ulaştırmayı** savunur. **Sabahattin Eyüboğlu’nun _Mavi ve Kara_** karşılaştırma parçası dostluk ile uygarlık arasındaki ilişkiye odaklanır. Ortak tür özelliği **kişisel, samimi, sorgulayıcı ve özgün düşünce yazısı** olmalarıdır; metinlerin ana düşünceleri ise farklıdır.
Konuyu Bitirdiğinde Bunları Yapabiliyor Olmalısın
- Denemenin kişisel niteliğini bilimsel kanıtlama temelli metinlerden ayırt edebilmelisin.
- 1960 sonrası denemede konu çeşitliliğinin artma nedenini ve dönemin temsilcilerini söyleyebilmelisin.
- Nermi Uygur’un felsefî yaklaşımını ve kitapta geçen eserlerini eşleştirebilmelisin.
- _Gönül Yüceliği_nde verme/sahiplenme, paylaşma/çıkar, empati/özdeşleşme ayrımlarını örnekle açıklayabilmelisin.
- Suut Kemal Yetkin’in sanat ve kültürel bellek anlayışını eserleriyle ilişkilendirebilmelisin.
- _Bir Edebiyat Müzesi_ metninin önerisini, gerekçelerini ve somut örneklerini ayırabilmelisin.
- _Mavi ve Kara_ karşılaştırmasını yazar ve tema yönünden doğru kurabilmelisin.
- Konu–ana düşünce–yardımcı düşünce, açık–örtük ileti ve dil–üslup sorularını metinden kanıtla çözebilmelisin.
Bu Üniteyi Pekiştir
Konuyu tamamladıysan çalışma notlarıyla tekrar yapabilir veya seviyene uygun testlerle kendini ölçebilirsin.
Bu Konuyla İlgili Testler
12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Deneme Cumhuriyet Dönemi’nde (1960 Sonrası) Deneme - Kolay Test
20 soru
Temel kavramları kontrol et
12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Deneme Cumhuriyet Dönemi’nde (1960 Sonrası) Deneme - Orta Test
20 soru
Bilgini uygulamaya geçir
12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Deneme Cumhuriyet Dönemi’nde (1960 Sonrası) Deneme - Zor Test
20 soru
Detay ve yorum gücünü ölç
12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Deneme Cumhuriyet Dönemi’nde (1960 Sonrası) Deneme - Karma Test 1
20 soru
Gerçek sınav temposunda kendini dene